Yankı'nın Son Sayısı >PROF.DR. VEYSEL EROĞLU: HİZMETLERİMİZ GELECEĞE DAMGA VURUYOR


Prof.Dr. Veysel Eroğlu, HES yatırımlarından ağaçlandırmaya, sulama faaliyetlerinden erozyonla mücadeleye, doğal varlıkların korunmasından yurt dışı hizmetlere kadar bir çok alanda yapılan çalışmaları ve 2023 Türkiye’sinin hedeflerini bizlerle paylaştı.

Türkiye’nin 12 yıl içerisinde çok yönlü geliştiğini ifade eden Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, halkın siyasi istikrarın devamını istediğinin altını çizdi. “Yaptığımız hizmetler Türkiye’nin geleceğine damga vuruyor” Diyen Eroğlu  “milletimiz feraset sahibidir ve bunu dikkate alarak 2015 yılında da sandığa AK Parti damgasını vuracaktır” dedi. “Türkiye’yi her alanla lider ülke yapmak için hayallerimiz, hedeflerimiz var” diyen Eroğlu, memleketin her köşesine hizmet ulaştırdıklarını çünkü “Yaratılanı sev Yaratandan ötürü” felsefesi ile hareket ettiklerini söyledi.



TÜRKİYE ÇOK YÖNLÜ GELİŞTİ
12 yıldır AK Parti iktidarı olarak Türkiye’yi yönetiyorsunuz. Türkiye’deki bu siyasi istikrar adına neler söylemek istersiniz ? 

Türkiye’de ekonomik istikrar varsa siyasi istikrar vardır. Türkiye’nin gelişmesi tamamıyla siyasi istikrara bağlıdır. Biliyorsunuz on beş ayda hiçbir büyük proje yapılamaz. Geçmişteki bakanlar on beş ayda bakanlığım hangi kapıdan girip hangi kapıdan çıkılacağını dahi bilemezdi. Çünkü bu bilgi ve tecrübe işidir. Biz gelir gelmez büyük projelere giriştik. Ancak  bizim büyük bir tecrübemiz vardı,  hayallerimiz vardı. Türkiye’yi nerden nereye getireceğiz konusunda hedeflerimiz vardı. Ulaşımda, tarımda, sanayide, su işlerinde, barajlarda, göletlerde,  sulama alanlarında ekonomiyi nasıl geliştireceğiz diye kaygılarımız vardı. Tabi on iki yılda önemli istikrar olunca Türkiye çok yönlü gelişti. Kimse Türk Lirası’ndan altı sıfır atılacağını tahmin bile demezdi. Zamanında enflasyon canavarı vardı, enflasyon tek rakama düşeceğini hayal bile edemezdi. Daha sonraya IMF’ye borçların ödenme sorunu vardı. Türkiye’yi IMF yönetmeye kalkardı hatta kanunları çıkacağına onlar karışırdı. Kaldı ki şu anda IMF’ye gerekirse 5 milyar dolar borç dolar verilme hususu var. Bu geçmişte kimsenin inanmayacağı bir husustur.

Hükümetimiz sayesinde Türkiye gelişti ve büyüdü. GSMH üçe katlanarak İkiyüz otuz milyar dolardan, Sekiz yüz yirmi milyar dolara yükseldi. Bunlar dünyadaki krize rağmen gerçekleşti. Kriz bizi teğet bile geçmedi. Milletimiz bize güvendi. Milletimiz şunu söyledi; “bunlar çalışkandır, tüyü bitmemiş yetimin hakkını korur, büyük projeler üretir”. Ama muhalefetin tek bir projesi bile yok. Tam tersi, projeleri tenkit ediyor. Projesini sunacak bir muhalefet yok ortada. Şu anda AK Parti’nin bir natifi yok. Çünkü diğer partiler kendi içlerindeki hesaplaşmalar yüzünden Türkiye’yi düşünmüyorlar. Sadece kendi koltuklarını düşünüyorlar. Biz ise Türkiye’yi düşünüyoruz. Şimdiden 2023 yılının projelerini yapıyoruz. 12 yıldır yaptığımız hizmetlerle AK Parti Türkiye tarihine damga vurmuştur.
Açıklanacak olan 2019’un muhteşem projeleri var. Bu projeler 2015-2019 yılları kapsamında oluşacak. Arkasından 2023 hedefimiz var ve biz bunu gerçekleştireceğiz. Ben buna inanıyorum; büyük hedefi olmayan devletler tarih sayfalarından silinir. Bizim büyük hedeflerimiz var. biz büyük bir milletiz. 2023 hedefleri arasında en büyük on ekonomik güç haline gelmek hedeflerimiz arasında olup ihracatımız beşyüz milyar dolarla dünyanın büyük bir gücü olmaya çalışmaktayız. Milletimizde zaten bunu gördü, ve siyasi istikrarın devamını istiyor. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. 2015 yılında da milletimiz feraset sahibidir ve bunu dikkate alarak sandıkta gereken cevabı verecektir. AK Parti yine iktidara gelecektir ve bundan hiç şüphemiz yoktur. Bizim duamız doğru yoldan ayrılmamak ve büyük hizmetler vermektir. Bizim hedefimiz baki kalan bu gök kubbe de hoş bir seda bırakmaktır. Bizim anlayışımızda “insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” Ahrete götüreceğimiz  bu dünyada yaptığımız hayır hasenattır. 

HİZMETTE ÜLKE SINIRLARINI AŞTIK
Biz artık hizmette ülke sınırlarınız aştık. Dünyanın mazlum ve yoksul ülkelerine yardım elimizi uzatıyoruz. Mesela Afrika’da farklı din ve ırktaki halka su getiriyoruz, yol yapıyoruz ve hastane getiriyoruz. Türkiye’nin böyle bir özelliği var. Dünyadaki garibanlara yardım ettik. Diğer ülkeler sömürdüyse Afrika’yı, Türkiye yardım götürmüştür.  Batı Afrika’yı ve Orta Asya’yı sömürmüştür, biz ise yardım götürüp medeniyet sunuyoruz.

FELSEFEMİZ ‘YARATILANI SEV YARATANDAN ÖTÜRܒ
Bölgenin en istikrarlı ülkesi olarak , Türkiye bu istikrarı sağlamak adına ne yapabilir?  Bu istikrarla çevremize ne kadar örnek olup  güç götürebiliriz?
Dikkat edilmesi gereken husus; Türkiye dünyanın stratejik açıdan en önemli bölgesi olmasıdır. Bir tarafta Orta Asya’ya açılan kapı var diğer tarafta Kafkaslara, Balkanlara, Kuzeye, Orta Doğu’ya ve Afrika’ya. Mesela Türk Hava Yolları en çok tercih edilen hava yollarıdır. Bunun sebebi Türkiye’nin stratejik konumundan kaynaklanır. Bu bakımdan istikrar için ne gerekiyorsa yapmak gerekir. Bu da sandığa bağlıdır. Türkiye’de demokrasi var, milletimiz Türkiye’nin istikrarı için 7 Haziran günü kararlarını vermeliler ve hatta Anayasayı bile değiştirecek kadar AK Parti’ye destek vermeleri lazım. Geçmişte de olduğu gibi gelecekte de milletimizin bu desteğine layık olmaya çalışacağız. Bunun sözünü veriyoruz. Biz millete güveniyoruz. Zaten AK Parti millete yabancı bir parti değil. Diğer partiler yabancıdır. 77 milyonu kucaklıyoruz destek veriyoruz. Bizim felsefemizde bu var “yaratılanı sev yaratandan ötürü.” Dolayısıyla bizim hedefimiz 77 milyon vatandaşımızdır.

Türkiye, cari açığında en büyük paya sahip olan enerji ithalatını azaltmak için büyük çaba sarf ediyor. Bu konudaki önemli yerli kaynağımız olan HES’lerle ilgili çalışmalarınız nelerdir? Türkiye su kaynakları potansiyeli nedir ve bu kaynakları ne ölçüde kullanabiliyor? 
Türkiye, enerjide dışa bağımlı. Yüzde 70 civarında enerjimizi, dışarıdan ithal ediyoruz. Ama geçmişte akarsularımızın su gücünden zamanında faydalanamamışız, yabancılar da ‘Su akar siz bakarsınız’ diye bizimle dalga geçmiş. Biz geç kalınmış bu  HES projelerini hayata geçirdik ve ülkenin hizmetine sunduk..
HES’ler suyu tüketmiyor, temiz, yenilenebilir enerji. Dünyada teşvik ediliyor. Dışarıya bağımlı değil, elektriğin sigortasıdır.
Türkiye’nin teknik olarak değerlendirilebilir hidroelektrik enerji potansiyeli 216 milyar kiloWatt saat olarak hesaplanmış olup, teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilir hidroelektrik potansiyelimiz 168 milyar kiloWatt.saat/yıl’dır. Ülkemizin bugün için elektrik enerjisi kurulu kapasitesi 66.000 MW düzeylerinde olup, hidroelektrik santrallerin bu kurulu güç içerisindeki payı 23.135 MW’dir.
Bakanlığımız DSİ Genel Müdürlüğü’nce hidroelektrik enerji üretimi konusunda da çalışmalar kesintisiz sürdürmekte, bugün itibariyle ülkemizin dört bir tarafında 65 adet hidroelektrik santrali işletmeye alınmıştır. 12.295 MW toplam kurulu gücündeki bu tesislerle yılda 43 milyar 120 milyon kiloWatt.saat enerji üretimi gerçekleştirilmektedir. 
Sadece kamu yatırımlarıyla hidroelektrik potansiyelimizin tamamını kullanmak, gelişmiş ülkelerin seviyesine çıkarmak mümkün değildir. Bu bakımdan özel sektörü piyasaya dahil etmek adına 
2003 yılında “Su Kullanım Hakkı Yönetmeliği” uygulamaya koyduk

12 YILDA YAPILAN HES’LER ENERJİ İHTİYACININ 10’UNU KARŞILIYOR
Bu yönetmelik çerçevesinde özel sektör tarafından inşa edilen HES’ler ise son 12 yılda devreye giren santrallerin 73’ünü oluşturmaktadır. Son 12 yılda devreye alınan 10.894 MW kurulu gücün, 
8.026 MW’ı özel sektör tarafından inşa edilmiştir. Bu da takriben 25 milyar killoWatt.saat enerji üretim kapasitesi anlamına gelmektedir. Ülkemizin 2014 yılı enerji tüketiminin 255 milyar kilovatsaat olduğu dikkate alındığında yalnızca 12 yılda devreye alınan özel sektör HES’lerinin ülkemizin 10’luk enerji ihtiyacını karşılama kapasitesi olduğunu görüyoruz. Son 12 yılda ürettiğimiz hidroelektrik enerji ile yılda 11 milyar TL doğalgaz ithalatından tasarruf edilmiştir. HES’ler ülkemizde yanan her dört ampulden birine ışık vermektedir.
2003 yılından sonra HES projelerinin özel sektöre açılmasıyla; özel sektör tarafından son 12 yılda; işletmeye alınan 334 adet HES için yapılan yatırım miktarı takriben 15 milyar $, inşaatı devam eden 148 adet HES için yapılan/yapılacak yatırım miktarı takriben 12 milyar $, planlanan HES’ler için yatırım miktarı ise takriben 33 milyar $. 
Bu kalemlerin toplamı 60 milyar $ özel sektör yatırımına işaret ediyor. Özel sektör, enerji alanında bu yatırımları yapmamış olsaydı, 60 milyar $  tutarındaki söz konusu yatırım devlet bütçesinden karşılanacaktı.
Şu an itibariyle; hidroelektrik potansiyelimizin 49’u olan 83 milyar kiloWatt.saat  işletmede (2003 26 milyar kilowatt/saat), 16’ya karşılık gelen 26 milyar kiloWatt.saat inşa halinde, 35’e karşılık gelen 56 milyar killoWatt.saat  yatırımların ise işlemleri devam etmektedir.

HEDEF 2016’DA 15
İnşaatı devam eden özel sektör HES’lerinin 2016 yılına kadar tamamlanarak devreye alınması planlanmaktadır. Bunların toplam kurulu gücü 5.700 MW ve yıllık enerji üretim kapasiteleri de 
18 milyar kiloWatt.saat. 2016 yılı itibariyle yalnızca özel sektör HES’lerinin enerji üretim kapasitesi 43 milyar kiloWatt.saat olacak. Bu da ülkemizin bugünkü enerji ihtiyacının 15’ine karşılık gelmektedir. 
Hidroelektrik en temiz, en çevreci enerji üretim yoludur. Karbon emisyonuna yol açmadığı için HES’ler küresel ısınma ve iklim değişimine karşı desteklenmesi gereken tesislerdir. HES’ler suyun gücünden faydalanan, enerji üretimi neticesinde hiçbir atık ortaya çıkarmayan, temiz enerji üreten tesislerdir. Örneğin 25 MW’lik bir nehir santrali, yıllık  80 milyon kiloWatt.saat yeşil enerji üretir ve bu da yaklaşık 47.000 ton karbondioksit salınımının engellenmesi ya da 9.000 aracın trafikten çekilmesi anlamına gelir. Bu da yaklaşık 3 milyon ağacın saldığı temiz havaya eşdeğerdir. 
Hedefimiz; 2019 yılına kadar 168 milyar  kiloWatt.saat olan teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilir hidroelektrik potansiyelimizin 123 milyar kiloWatt.saat’ini   devreye almaktır.

Türkiye’nin bir tarım ülkesi olduğu her zaman söylenir. Ancak tarımsal sulama için yeterli kaynağımızın olmadığını söylemek mümkün müdür? Tarımsal sulama için büyük yatırımlar yapılıyor, bunlar yeterli olabiliyor mu? Bugüne kadar yaptığınız çalışmalar nelerdir?
Ülkemizdeki toplam sulanabilir 85 milyon dekar zirai arazinin 2014 sonu itibarıyla 61 milyon dekarını sulamaya açtık. 
Bakanlığımız Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından uygulanacak projelerle bu alanı 
2015 yılında 63 milyon dekara yükselteceğiz. 
2019’DA 10 MİLYON DEKAR ARAZIYI SULAMAYA AÇMAYI HEDEFLİYORUZ
Bakanlık olarak hedefimiz büyük. 2019 yılına kadar tamamlayacağımız sulama tesisleriyle sulanabilir 85 milyon dekar alanın 71 milyon dekarını sulamayı hedefliyoruz. Yani 2019’a kadar 10 milyon dekar zirai alan daha sulamaya açılacak. Sulamaya açılan bu alanlar sayesinde çiftçilerimizin cebine 5 milyar lira daha fazla para girecek. 

1000 GÜNDE 1000 GÖLET 
GÖL-SU PROJESİNİ TAMAMLADIK

Büyük zirai alanların dışında kalan köylere ait zirai alanları sulamak maksadı ile 1000 Günde 1000 Gölet GÖL-SU Projesi’ni de başlattık ve 3 yıl gibi kısa bir sürede birisi de KKTC’de olmak üzere 1001 gölet ve sulama projesini tamamlayacağız. GÖL-SU Projesi 3,3 milyar liralık büyük bir proje. Bu kapsamda tamamlayacağımız göletlerde 611 milyon metreküp su depolayacağız ve 1 milyon 700 bin dekar zirai alanı sulayarak aynı zamanda bu alanları taşkın zararlarından koruyacağız. Ayrıca bu proje ile çiftçilerimizin gelirlerinde yılda 1,7 milyar liralık bir artış sağlanacak ve böylece projeler kendini kısa sürede ödemiş olacak.
Gelecekte su kaynaklarının kullanımı ve kalitesini etkileyecek en önemli faktörün nüfus olduğu herkes tarafından biliniyor. Dünyanın toplam nüfusu 7 milyarı aştı ve 2050’de 9 milyarı aşacağı tahmin ediliyor. Bu sebeple su, zirai gelişmede ve verimi artırmada önemli bir faktördür. Ayrıca yapılan bu çalışmalar ziraat alanlarını iklim değişikliğinden koruyacak bir kalkandır. Bu çerçevede sulama faaliyetleri, ilave istihdam oluşturuyor, kırsal alanda gelir dağılımını düzenliyor, gübre kullanımına imkân sağlıyor, üretimin çeşitlenmesine ve iklim durumuna bağlı olarak birim alandan birden fazla ürün alınmasına da imkân sağlıyor.

Türkiye’nin içme suyu problemlerini büyük ölçüde halledildiğini söylüyorsunuz. Hatta 2014 yılındaki kuraklığa rağmen içme sularında bir sıkıntı yaşanmadı. Bu konuda yaptığınız çalışmaların karşılığını aldığınız söylenebilir mi? Bu çalışmalardan bahseder misiniz?
2014’DEKİ KURAKLIKDA HİÇBİR ŞEHRİMİZİ SUSUZ BIRAKMADIK 

Su medeniyettir dedik ve şehirlerimize içme ve kullanma suyu sağlamak için büyük eylem planları hazırladık. Biz yaptığımız bütün çalışmaları ilmi esaslara göre yaparız. Özellikle 2007 yılında yaşanan büyük kuraklıktan sonra 81 vilayetimiz için İçmesuyu Eylem Planları hazırladık. Böylece şehirlerimizin 2040, 2050 ve hatta 2071 yıllarını planladık.
İşletmeye aldığımız 77 adet içmesuyu projesi ile 41 milyon vatandaşımıza ilave içmesuyu temin ettik. İnşaatları devam eden 39 adet projeyi tamamlandığımızda 18 milyon kişiye daha ilave içmesuyu sağlamış olacağız.  
Melen Projesi ile Asya ve Avrupa’yı denizin 135 metre altından birleştirdik. Yeşilçay sistemini devreye aldık. Şimdi de Melen Barajını inşa ediyoruz. Bu tesislerle İstanbul’un 2071 yılına kadarki su ihtiyacını karşılayacağız. 
Ankara’da çalışmaları devam eden Gerede Sistemi ile 2045 yılına kadar içmesuyu ihtiyacını karşılayacağız. Türkiye’nin 31.592 m’lik 4,5 m çapındaki en uzun tünelinin 74’ü tamamlanmıştır.
Malumunuz 2014 kurak bir yıl oldu. Kuraklığa rağmen aldığımız tedbirler sayesinde İstanbul başta olmak üzere hiçbir şehrimizi susuz bırakmadık.  
Vatandaşımıza destek verip onların dertleriyle dertlenmek en büyük vecibemizdir. Ben şahsen tüm Türkiye’nin su meselesini kendi meselem olarak görüyorum. Mesela Yalova’da su bitmek üzereyken ben müdahale ettim.

TECRÜBELERİMİZLE BÜYÜK İŞLER YAPTIK
Peki CHP’nin belediyelerindeki su sorunlarına müdahil oldunuz mu?

Tabi ki müdahil oluyoruz. 2014 yazında Yalova’da su bitmek üzereydi. Muazzam bir dereyi Gökçek Barajına yönettik. Bu hizmeti yapmazsak Yalova susuz kalmıştı. İzmir’e de büyük destek verdik. O zamanki Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın arsenikli su problemi çıkınca “2050’ye kadar bu problemi çözelim” diye talimat verdiği zaman ben hemen kolları sıvadım ve  Gördes barajından 106,5 km uzunluğunda 2 m çapındaki dev isale hattını inşa ettik. İzmirlileri susuz bırakamazdık. İzmir’e en büyük yatırımları hükümet yaptı. Barajlar, göletler sulama alanlarını tesis ettik. Okulları, yolları biz yaptık. Mersin, Sinop susuzdu, suyu biz getirdik. Suyu en iyi biz biliriz. 1994’den önceki İstanbul’un hali malumdu. Vatandaşlar neredeyse bir damla suya muhtaç bırakılmıştı. Ancak Sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde bir ekip olarak su sorununu nasıl çözdüğümüz herkesin malumudur. Bizler geçmişten gelen tecrübelerimizle parti ayırt etmeksizin her bölgeye, her vatandaşımıza hizmet götürmekle mükellefiz. Sorumluluklarımızı iyi biliyor ve hizmetlerimizi en iyi şekilde yapmaya gayret ediyoruz.
 
ORMAN SERVETİNİ ARTIRAN NADİR ÜLKELERDEN BİRİYİZ

Türkiye’nin orman varlıklarının arttığını ifade ediyorsunuz. Bu konuyu biraz açar mısınız? Ormancılık alanında yaptığınız faaliyetler nelerdir?
Ormanlar ülkemizin tabii zenginliklerinin başında gelmektedir. Özellikle son yıllarda yapılan çalışmalar neticesinde ormanlarımız hem korunmuş hem de alan ve servet olarak arttırılmıştır. Orman varlığını arttıran nadir ülkelerden birisiyiz. 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman alanımızı 21,7 milyon hektara ulaştırdık. 
2008-2012 yılları arasında uyguladığımız “Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Planı” kapsamında, hedeflerimizi hep aşarak Trakya yüzölçümü büyüklüğündeki 2 milyon 429 bin hektar alanda ormanların geliştirilmesi ve genişletilmesine yönelik çalışmalar yapılarak 2 milyar adet fidanı toprakla buluşturduk.
Seferberlikle birlikte ormancılık tesis ve bozuk ormanların iyileştirilmesi çalışmalarında büyük gelişmeler kaydettik.  1992-2002 yılları arasında ortalama 75 bin hektar alanda çalışılır iken seferberlik ile bu rakamı 6,5 katına çıkartarak 500 bin hektar gibi devasa rakamlara ulaştık.

3 MİLYAR 250 MİLYON ADET FİDANI TOPRAKLA BULUŞTURDUK
Son 12 yılda toplam 4 milyon 201 bin hektar alanda ormanların geliştirilmesi ve genişletilmesine yönelik çalışma gerçekleştirdik. Çalışmalarımız neticesinde 3 milyar 250 milyon adet fidanı toprakla buluşturduk.
İlk defa “Her İlde Bir Şehir Ormanı Projesi” başlattık.  Bugüne kadar 125 adet Şehir Ormanı kurduk.

EYLEM PLANLARINI UYGULAMAYA KOYDUK…
Çölleşme ve erozyonla etkin mücadele için yeni eylem planları hayata geçirdik. 5 yılda; Erozyonla Mücadele Eylem Planı kapsamında 14 milyon dekar alanda, Yukarı Havza Sel Kontrolü Eylem Planı ile 227 yukarı sel havzasında, Baraj Havzaları Yeşil Kuşak Ağaçlandırması Eylem Planı ile 400 baraj ve gölette çalışma yapılacaktır. 
Maden Sahaları Eylem Planı ile de 1.628 adet maden sahasında 5.805 hektar alanda çalışma yapılacaktır.
Gelir Getirici Türler İçin Eylem Planları
Badem Eylem Planı (2013-2017): Badem üretimini artırmaya ve kırsal alanda yaşayan halkın gelir seviyesini yükseltmeye yönelik bir eylem planıdır. 2013-2014 yıllarında 8.100 hektar alanda, 3,34 milyon fidan dikilmiştir. 2013-2017 yılları arasında;19.000 hektar alanda 8 milyon adet badem fidanı dikilecektir. Böylece badem ağaçlarımız 50 artacaktır. 
Ceviz Eylem Planı (2012-2016): 
Ceviz ağacının meyve ve kereste bakımından diğer türlere oranla ekonomik değerinin daha yüksek olması nedeniyle, bu eylem planı hazırlanmıştır.
2012-2014 yılları arasında 8.640 hektar alanda 1,95 milyon ceviz fidanı dikilmiştir.
2012-2016 yılları arasında; 13.000 hektar alanda 5 milyon ceviz fidanı dikilecektir. 
Bal Ormanı Eylem Planı 
(2013-2017): 
Bu eylem planı ile Arıcılığın geliştirilmesi, orman ekosistemlerinin ve biyolojik çeşitliliğin korunması hedeflenmiştir. 
Şu ana kadar 227 adet bal ormanı kurduk. Arıcılığa ve bal üretimine verilen destekler sayesinde ülkemiz bal üretiminde Dünya’da 6. sıradan 2. sıraya yükseldi. 
Ayrıca; Trüf Ormanı Eylem Planı (2014-2018),  Dut Eylem Planı (2014-2016), Sakız Eylem Planı (2014-2019), Salep Eylem Planı  (2014-2018), Yabanıl Meyveli Türler Eylem Planı (2014-2018), Kestane Eylem Planı’nı  (2013-2017) uygulamaya koyduk. 
Yol Kenarı Ağaçlandırmaları 
Eylem Planı  (2014-2016) 
Ülke genelinde uygulanmak üzere hazırlanan Yol Kenarı Ağaçlandırmaları Eylem Planı ile 3 yılda, 
81 ilimizde toplam, 6.400 km ağaçlandırma yapılacaktır. Eylem planı kapsamında; 2014 yılsonu itibariyle 2.310 km yol ağı ağaçlandırılmıştır. 

‘AĞAÇ KESME 
FİDAN DİK’
Ağaç kesimi konusundaki hassasiyetleriniz nelerdir? Bu konudaki önlemleriniz ve yaptırımlarınız nelerdir? Vatandaşlarımıza bu konuda neler söylemek istersiniz?

Ülkemiz ormancılığı 1917 yılından itibaren planlı olarak yönetilmektedir. Anayasamız başta olmak üzere, teşkilat yasamız ve 6831 sayılı orman kanunu ormanların korunması, geliştirilmesi ve işletilmesi konusundaki yetki ve sorumluluğu Bakanlığımız Orman Genel Müdürlüğü uhdesine vermiştir. Bizler öncelikle ormanlarımızı orman işletme şefliği düzeyinde yapılan orman amenajman planlarına göre yönetiyoruz. 
Uygulamalarımızı da bu planların öngördüğü çerçevede sürdürülebilir orman yönetimi ilkelerine uygun olarak gerçekleştiriyoruz. Ormandan yıllık ne kadar kesim yapılacağı bu planlarla bilimsel ve teknik olarak ortaya konmaktadır. Bu kesim miktarları ormanın yıllık artımından (veriminden) 40-50 daha düşük düzeyde gerçekleşmektedir. Tabi sadece plan yapmakla iş bitmiyor bu planlara paralel olarak ayrıca silvikültür planları yapılmaktadır.
Dolayısı ile bizler ormanlarımızı bilimsel ve teknik esaslara göre yönetirken yapmış olduğumuz ağaç kesimleri ile bir taraftan ormanın sürekliliğini ve dayanıklılığını sağlarken diğer taraftan ülkemiz ormancılık sektörü ve sanayisinin ihtiyacı olan odun hammaddesini de sağlamış oluyoruz. 
Bakanlık olarak orman ve ağaç sevgisinin artırılması, çevre bilincinin geliştirilmesi maksadıyla “Ağaç Kesme Fidan Dik” sloganıyla vatandaşlara orman bölge müdürlükleri vasıtasıyla ücretsiz fidan dağıtıyoruz. 
Kaçak kesim yapanlara karşı, motorize ekipler ve orman muhafaza memurları tarafından yapılan denetimleri arttırdık. 6831 sayılı Orman Kanunun 14. ve 91. maddesi uyarınca “Devlet ormanlarında, yetişmiş veya yetiştirilmiş fidanları, kesmek, sökmek, ekim sahalarını bozmak, yaş ağaçları boğmak, yaralamak, tepelerini veya dallarını kesmek veya koparmak veya ağaçlardan yalamuk, pedavra hartama çıkarmak yasaklanmıştır. Bu maddelere aykırı olarak eylem yapanlar üç aydan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Suçun konusu fidan olması halinde ise verilecek ceza bir kat artırılır.
Vatandaşlarımızdan kaçak kesim yapmamalarını ve yapanları da bölge müdürlüklerine bildirmelerini rica ediyorum.  

HİZMETLERİMİZ YURT DIŞINA TAŞTI
Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak yurt dışı birçok hizmete de imza attığınızı biliyoruz. Bu konudaki çalışmalarınız nelerdir?
Ormancılık alanında; ülkelerle imzalanan ikili işbirliği anlaşmaları çerçevesinde 2007-2015 yılları arasında 8 ülkeden 122 kişiye orman yangınları, orman zararlılarıyla mücadele, fidan yetiştirme gibi çeşitli ormancılık konularında eğitim verdik. 
Yine imzalanan ikili işbirliği anlaşmaları gereğince 2003-2015 yılları arasında 8 ülkeye orman yangınları ve orman zararlılarıyla mücadelede kullanılmak üzere çeşitli iş makinaları, arazöz ve hizmet araçları hibe ettik, laboratuvar kurulması, fidan yetiştiriciliği ve orman kurulması konularında malzeme temin ettik, yangınların söndürülmesi maksadıyla teknik destek sağladık. 
2003 yılından bu yana, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ile işbirliği halinde 12 ülke ile 11 adet çalışma gerçekleştirmiştir. Bu çalışmalar ormanların zararlılara karşı korunması, orman amenajman planı yapımı, şehir ormanı kurulması, odun üretiminin arttırılması ve fidanlık kurulması faaliyetlerini kapsamaktadır. 
Su alanında;   su sıkıntısı çeken Afrika ülkelerine de altyapı desteği veriyoruz.  Devlet Su İşleri ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) işbirliği ile Somali, Burkina Faso, Nijer, Moritanya ve Mali’de şu ana kadar 1 milyon 630 bin kişiye su temin ettik.  
Sadece Afrika değil, ülke olarak sahip olduğumuz teknik gücü diğer ülkelerle paylaşmaya hazırız. Gerek makine desteği gerekse de eğitim konularında yardımlarımız devam etmektedir. SU-EN ve DSİ bu konuda çalışmalarını aralıksız devam ettirmektedir.
Bizim prensibimiz “suyun barışa vesile olmasıdır”. Bu yönde çalıştık, çalışmaya da devam edeceğiz. 
Bakanlık olarak yaptığınız diğer faaliyet alanlarındaki hizmetlerinizden de kısaca bahseder misiniz? 

ÜLKE YÜZÖLÇÜMÜNÜN 8,1’İNİ KORUMA ALTINA ALDIK…
2002 yılında 964 olan korunan alan sayısını 2013 yılında 3.409’a,  korunan alan miktarını ise 
3,4 milyon hektardan 6,3 milyon hektara çıkarttık. 
2003’te 33 olan Milli Park sayısını 39’a, 17 olan tabiat parkı sayısını 201’e ulaştırdık.
81 ilimizde 527 adet doğa turizm alanı belirlendi.  Bu alanları turizme kazandırmak için gerekli yatırımlar hızla yapılacaktır. Artık ülkemiz deniz turizminin yanında tabiat turizminde de marka olacak.

METEOROLOJİK TAHMİNLERDE İSABET ORANINI 90’LARIN ÜZERİNE ÇIKARDIK...
Yaptığımız teknolojik yatırımlarla ve tamamladığımız radar ve Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonları (OMGİ) ile meteorolojik tahminlerimizde isabet oranını arttırdık. Hava tahminlerinde isabet oranımız 90’ların üzerine çıkarttık. 
Özellikle şiddetli yağışlar, dolu, taşkın ve selleri önceden belirleyebilmek ve tutarlılık oranlarımızı artırmak maksadıyla, 2003 yılında 4 adet olan meteoroloji radarımızı bugün 12 adede, 2002 yılında 229 adet olan Meteoroloji Gözlem İstasyonunu 1.079 adede çıkarttık.

Son olarak dergimiz aracılığıyla kamuoyuna iletmek istediğiniz mesajlarınız nelerdir?
2023 yılında bütün su yatırımlarını gerçekleştirmiş, bütün şehirlerimize kaliteli içmesuyu temin edilmiş, ülke topraklarının 30’unu ağaçlandırmış, daha yeşil, daha temiz, daha yaşanabilir bir Türkiye için var gücümüzle çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz. 
 





Parlametre
Serbest Kürsü

Anket

Türkiye'nin Dış Politikasını Olumlu Seyirde Güçlendirecek Ana Unsur Nedir ?
Yankı Dostluk Platformu
  • Facebook'ta Yankı Dergisi
  • Twitter'da Yankı Dergisi
  • Youtube'ta Yankı Dergisi