Yankı'nın Son Sayısı >RECEP KONUK: KONYANIN GELDİĞİ NOKTA ANADOLUNUN ZAFERİDİR

Türkiye’nin En Büyük Sanayi Kuruluşları sıralamasında ilk 500’de 2002 yılı verilerine göre 5 şirketi olan Konya 2013’de bu rakamı 9’a ulaştırmış, 2002 yılında ilk 1000’de 12 olan şirket sayısı 25’e çıkmış. Konya 2013 yılı rakamlarına göre 11 yılda ihracatını 10 katın üzerinde arttırma başarısını göstererek  1 Milyar 346 Milyon 482 Bin $’a çıkarmış. 
Bu başarıda önemli bir yere sahip olan Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Recep Konuk,  Konya’nın sadece tahıl ambarsı değil Türkiye’nin  gıda başkenti olduğunu ifade etti. 



Ak Parti’den Konya Milletvekili Aday Adayı olan Recep Konuk, siyasetin bir cenk meydanı değil bir yarış pisti olduğunu ifade ediyor.
Konuk, siyasi zemini daha çok hizmet, daha çok yatırım, daha çok demokrasi, daha çok itibar, daha çok zenginlik için bayraktarlık yarışı zemini olarak görüyor.


ANADOLU’YA HAK ETTİĞİ DEĞER KAZINDIRILDI
Anadolu’nun göbeğinde bir şirketi hem de bir çiftçi kooperatifi şirketini yönetiyorsunuz ve o şirket son yıllarda yatırımları ve markalaşma hamlesiyle öne çıkan, herkesin dikkatini çeken bir şirket oldu. Anadolu’da ne değişti ya da bu değişim ve gelişimi siz nasıl sağladınız? 
Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum. Anadolu, ekolojik şartları ve çeşitliliği bakımından bütün Avrupa’nın iki katı büyüklüğe sahip. Yani biz tabii altyapıda müthiş bir varlığa sahibiz. İleriki yıllarda diğer ülkelerin bu anlamda bizimle rekabeti daha da zayıflayacaktır. Bir başka ifadeyle biz daha da güçleneceğiz. 
Anadolu’ya ekonomide yıllarca biçilen rol gözleme-ayran ekonomisinden ibaretti. Yani Anadolu gelip geçerken yolda gözleme yenilen yanında ayran içilen, tarhana, bulgur birazda yöresel ürünler yani küflü peynir, Mevlana Şekeri vesaire üretmesinde sakınca olmayan bir ekonomik sınıra hapsedilmişti. Bunun dışında büyük markaların bayiliği Anadolu girişimcisi için en üst noktaydı. Onun haricinde kıyıda köşede kalmışların bir işlevi de Anadolu’da üretileni merkez sermayeye taşıyıp, katma değerli hale geldikten sonra tekrar Anadolu’ya intikal ettirmekti. Kıyıdakiler köşedekiler zahmetine katlandı, rahmet hep başka yerlere yağdı.
Anadolu’ya, Anadolu köylüsüne, Anadolu sermayesine de buna da şükür iyiyiz demek kaldı ya da demek zorunda bırakıldı. Tahıl ambarı Konya’da makarna üretip üstüne bir de marka kondurman hedefe konulmak için yeterliydi. Bizim gibi çikolata üretmeye kalkarsan durumun daha da vahimdi.
Size çok net bir örnek vermek istiyorum. Dünyanın en kaliteli şeker pancarı Konya’da üretiliyor. 60 yıldır Konya çiftçisi pancar ekiyor. 60 yıldır da biz bu pancarı alıp işliyoruz. O pancardan ürettiğimiz şekeri de daha 6-7 yıl öncesine kadar çuvallara, kamyonlara doldurup ekseriyetini sanayiye geri kalanını da perakendeciye gönderiyorduk.
O şeker bir mamul ürünün içine girip tekrar Konya’ya geliyordu, başka başka illere hatta yurtdışına gidiyordu. Yani süreci biz başlatıyorduk, aslan payı başkalarında kalıyordu. Niçin? Çünkü o şekeri, kekin, gofretin, bisküvinin, fındık kremasının içine başkaları sokuyordu. Biz sadece kristal şekerin geliriyle iktifa ediyorduk. Bunu sadece Konya Şeker için söylemiyorum. Konya için söylüyorum. Konya’ya daha az kaynak giriyordu.
Mesela biz bugün aynı şekilde devam etseydik, yani iki şeker fabrikasının kristal şeker üretimiyle yetinip, o şekeri sıvı şeker yapmasaydık, o şekeri kekin, bisküvinin, gofretin, fındık kremasının içine katmasaydık, o şekerin melasından biyoetanol, sıvı organik gübre, sıvı karbondioksit üretmeseydik, pancar münavebesindeki patatesi dondurulmuş parmak patates haline getirip Konya dışına katma değerli mamul ürün olarak pazarlamasaydık, ayçiçeğini Konya’nın ürün desenine dâhil etmeseydik ya da Panplast’ı kurup il bazında en çok sulama ekipmanı kullanılan Konya’da sulama boruları üretmeseydik Konya Şeker’in Konya dışına ihraç ettiği tek kalem ürün kristal şekerden ibaret olacaktı.
Bizim ürettiğimiz yaklaşık 450.000 ton şekerin yine yaklaşık 40.000 tonunu Konyalı hemşehrilerimiz ve Konya sanayisi kullanacak geri kalanını il dışına satacak ve Konya ekonomisine yaklaşık 1.000.000.000 TL civarında bir kaynak girişini sağlayabilecektik. O’nun da zaten önemli bir kısmı mamul ürün yani çikolata, gofret, bisküvi bedeli olarak, sulama borusu parası olarak yine geldiği gibi dışarıya gidecekti. Konya’da üretilen ve Konya’dan çıkış fiyatı 2,50 lira olan şekere mamul ürün içine girince 2-3 kat bedel ödememizden bahsetmiyorum bile.
Biz o şekeri sadece şeker olarak satmayacağımız, Konya çiftçisinin ürettiği patatesi katma değerli hale getirebileceğimiz, ayçiçeğini, mısırı işleyebileceğimiz, üstelik de bu üretim prosesi sırasında çıkan yan ürünleri ve atıkları nihai ürün haline getireceğimiz yatırımları yaptığımız için Konya’ya her yıl yaklaşık 5 milyar lira yani aşağı yukarı 2,1 milyar dolar kaynak girişine aracılık ediyoruz.
Bu sayede Konya’ya Konyalıya pay alıyoruz. O aldığımız payı da daha çok üretip, tüketimde dönen paradan daha çok pay almamızı sağlayacak yatırımlara döndürüyor, hem tarlanın gelirini arttırıyor hem de daha çok kardeşimizin elinin ekmek tutmasını sağlıyoruz.

KONYA SÜREKLİ YÜKSELİŞTE
Konya son yıllarda cazibe merkezi haline gelmeye başladı. Bazı dönemlerde bazı şehirlerin yıldızı parlar. İçine kapanık, durağan Konya’dan Dinamik Konya’ya uzanan süreci özetler misiniz? 
2003 verilerine göre sosyal ve ekonomik göstergeler bakımından Konya İl Gelişmişlik Endeksinde Türkiye’de 26’ncı sıradaydı. Kalkınma Bakanlığımızın 2011 senesinin Mayıs ayında açıkladığı verilere göre ise Antalya, Muğla, Bolu, Edirne, Çanakkale, Sakarya ile birlikte Konya en hızlı yükselen illerden biri oldu ve 26’ncı sıradan 20’nci sıraya yükseldi. 2011 Mayıs ayından bu yana yeni bir il gelişmişlik endeksi çalışması yapılmadı ancak o günden bu yana da Konya’nın birkaç basamak daha yükseldiğini tahmin edebileceğimiz veriler var.
Konya’daki değişimin göstergesi olan başka rakamlar da mevcut. Mesela 2003 yılında on bin kişiye düşen hekim sayısı 8,2 iken ve Türkiye ortalamasının altında iken, bu rakam 2007’de önce 10,1’e, 2013’te ise 17,6’ya çıkmış, Türkiye ortalamasının üzerine taşınmış. Benzer bir durum yatak sayıları için de geçerlidir. Yani Konya Konya’da yaşayanlara 10 sene öncesine göre iki kat daha etkin sağlık hizmeti sunmaya başlamış. Yine 2003 yılında Konya’daki her 10.000 kişiye düşen otomobil sayısı 505’miş, 2010 yılında bu rakam ikiye katlanmış ve 1014’e çıkmış. 2012’de ise 1.218’e yükselmiş. Yani 10 sene önce Konya’da her 20 kişiye bir otomobil düşerken 2010’da 10 kişiye bir otomobil rakamına ulaşılmış, 2012’de ise 8 kişiye 1 otomobil rakamını yakalamışız.
Eğitim konusunda ise; Nüfusunun yüzde 60’ından fazlası 35 yaş altı olan Konya’da kurulu 2’si devlet 2’si vakıf üniversitesi 4 üniversitede toplamda 110.452 öğrenci eğitim görüyor. Bu sayıya 4.140 öğretim elemanı ve 2.607 idari personeli eklerseniz Konya’daki üniversitelerin hacmi çok daha net anlaşılır. Konya’daki sadece üniversite öğrencilerinin sayısı ülkemizdeki 3 ilimizin (Tunceli, Bayburt, Ardahan) toplam nüfusundan fazla. Bunu şunun için söylüyorum, bir ilin kalkınma potansiyelini belirleyen temel unsurlardan biri sahip olduğu insan kaynağıdır. Konya bu açıdan bakıldığında ülkemizin en şanslı birkaç ilinden biridir. Hangi şartla? Bu nitelikli ve eğitimli kardeşlerimize bu topraklarda iş imkânı sunmak, onları bu topraklarda tutacak ve niteliklerini sergileyebilecek zemini hazırlamak kaydıyla. Bunu Konya yapabilmiş mi, 2003’ün illerin sosyo ekonomik gelişmişlik endeksine baktığımızda maalesef Konya’da eğitimini alan kardeşlerimizi bu topraklarda tutamadığımız açık ve net görülüyordu. Bu geçtiğimiz 10 yılda çok şey değişti. 2003 rakamlarıyla 21 yaş üstü nüfusta üniversite mezunlarının yüzdesi Konya’da 6,39. Türkiye’de 8,42, İç Anadolu’da 10,31’di. Konya Allah’a şükür Türkiye ortalamasını aştı. Son 10 yılda eğitimli nüfusunu Konya’da tutmayı biraz daha başardı, 21 yaş üstü nüfusta fakülte ve yüksekokul mezunu oranını 11,4 e çıkardı. Yani üniversite bitirip de gurbete çıkan Konyalı evlatlarımızın sayısı azaldı.
Bu veriler bile tek başına Konya’daki değişimin göstergesidir. Nitekim bu değişim Konya ekonomisinde de olmuş. Mesela, Konya son 10 yılda teşvik belgesi alan yatırımlar sıralamasında iller bazında ülkemizde 2010 ve 2011 yıllarında 2’nci sırada yer almış, son 10 yılda 7’nci sıranın hiç altına düşmemiş.
İstanbul Sanayi Odasının her yıl yayınladığı Türkiye’nin En Büyük Sanayi Kuruluşları sıralamasında ilk 500’de 2002 yılı verilerine göre 5 şirketi olan Konya 2013’de bu rakamı 9’a ulaştırmış, 2002 yılında ilk 1000’de 12 olan şirket sayısı 25’e çıkmış.
2013 yılında Konya’dan 153 patent başvurusu yapılmış ve Konya Sanayisinin marklaşma ve yenilik çabalarını bu rakamlarla ifade etmek mümkün. Öyle ki Konya’dan daha fazla patent başvurusu yapılan il sayısı İstanbul başta olmak üzere bildiğimiz Türkiye’nin 5 büyükleri. Aynı tablo marka başvurusunda da geçerli yine en çok başvuru 5 büyük ilden ve 6’ncı sırada yine Konya var ve başvuru sayısı 2.247. Endüstriyel tasarım başvurusunda da Konya yine 382 başvuru ile 6’ncı sırada. Faydalı model başvurusunda ise 204 müracaatla bir basmak daha yukarıda. Bu rakamlar Konya sanayisinin hem yenilikçi yönünün hem de üretimde markalaşma ve farklılaşma arayışlarının işaretidir ve bana göre Konya Sanayisinin yarın bugüne göre daha hızlı ilerleyeceğinin göstergesidir.
2002’de sadece 129 Milyon 959 Bin $’lık ihracat gerçekleştiren Konya 2013 yılı rakamlarına göre 11 yılda ihracatını 10 katın üzerinde arttırma başarısını göstererek 1 Milyar 346 Milyon 482 Bin $’a çıkarmış. 2002’nin Konya’sında kişi başına ihracat rakamı 60 $’ın biraz üzerindeymiş, 2013’te bu rakam 647 $’a ulaşmış.
Kıyas olsun diye söylüyorum, 2002 yılında Türkiye’nin toplam ihracatı 36 Milyar 59 Milyon 89 Bin dolarken, 2013 yılında bu rakam 150 Milyar 802 Milyon 637 Bin dolara çıkmış. Yani Türkiye 11 yılda ihracatını 4 kattan biraz fazla arttırmış Konya 10 katın üzerinde arttırmış. Konya bu 11 yılda Türkiye’nin sergilediği ihracat performansının 2,5 katından fazla bir performans sergilemiş.
İhracattaki bu artış ihracatçı firma sayısına da yansımış ve 2002 yılında sadece 517 firma Konya’dan yurtdışına ihracat gerçekleştirirken bu rakam 2013’te 1.427’ye çıkmış. Konya bugün dünyanın 172 ülkesine ihracat gerçekleştiren bir il haline gelmiş.
Dış ticaret Müsteşarlığının “İl İl İhracat Potansiyeli” araştırmasında Konya Orta ve İleri teknoloji Ürün İhracatında ülkemizde 9’uncu sırada. İhracattaki çeşitlilik performansı bakımından ise 104 çeşit ürün ihracatıyla İstanbul, İzmir ve Ankara’nın ardından 4’üncü sırada. Yine aynı araştırmaya göre İhracatta Nitelikli Sıçrama Yapısı bakımından 81 il arasında 4’üncü sırada.

KONYA’NIN POTANSİYELİ VAR
Bu rakamlar gelinen noktanın göstergesi, peki ya gelecekte Konya nerede olacak? 

Konya düne göre daha iyi noktada mı? Şüphesiz daha iyi bir yerde. Konya ekonomisi yarın daha iyi noktada olacak mı? Onda da zaten bir şüphe yok. Konya biz Konyalıların arzu ettiği noktada mı? İşte buna evet deme şansımız yok. Diyemeyiz, dememeliyiz.
Biz, Konya devreye girmezse Türkiye’nin dünya ticaretine damga vuramayacağını biliyoruz. O nedenle kişi başına ihracatta ülkemizde 26’ncı sırada yer alan Konya’nın en azından Türkiye ortalaması olan 1980 $’ın üstüne çıkarak Kocaeli, İstanbul, Bursa, Gaziantep, Denizli, Manisa, Sakarya, İzmir’e yaklaşması gerekir. Konya’nın bu potansiyeli var mı? Elbette var.
Bir ilin kalkınma potansiyeli ne ile ölçülür? Yerüstü ve yer altı zenginlikleri ve bunları harekete geçirecek insan kaynağı ile. Konya sadece ülkemizin değil dünyanın en önemli tarım havzalarından birine sahip. Mesela bu havzada ülkemizde üretilen toplam 22.186.681 ton buğday’ın 10,3’üne karşılık gelen 2.291.930 ton buğday üretilmiş 2013 yılında. Buğday üretiminde Türkiye birincisi olan Konya, 838.931 tonluk arpa üretimiyle ülkemiz arpa üretiminin 10’undan fazlasını tek başına gerçekleştirmekte ve yine üretimde ülkemizde ilk sıradadır. Şeker pancarında ise 4.773.791 tonluk üretimiyle ülke üretiminin 4’te birinden fazlasını gerçekleştirmektedir. Fasulye, havuç, çemen otu üretiminde yine ülkemizde ilk sırada olan Konya bundan sadece 3 sene önce 50 bin ton civarında olan ayçiçeği üretimini 300 bin tonun üzerine çıkararak Trakya’dan sonra en önemli yağlı tohumlar üretim merkezi haline gelmiş, patates ve mısır üretimini de katlayarak büyütmüştür. Neyle o ürünleri işleyecek tesislerin kurulmasıyla Ova bereketine bereket katmış, geleneksel ürün deseninde yer alan ürünlerin üretimini azaltmadan yeni ürünleri üretmeyi başarmıştır. 
Benzer bir gelişim şimdi hayvancılıkta yaşanmaktadır. Mesela bundan 4 sene önce Konya’nın toplam büyük baş hayvan sayısı 500 bin civarında iken 2013 yılında bu rakam 720.000’e dayanmış, küçükbaş sayısı 1,5 milyondan 2,2 milyon civarına ulaşmıştır. 3 sene önce 750 bin ton civarında süt üreten Konya’nın süt üretimi 2013 yılında 1 Milyon tona yaklaşmıştır (963.802). Bunları şunun için söylüyorum. Konya denince akla tarım, tarım denince de sadece arpa buğday gelirdi. Hepimizin Konya ile ilgili birinci ezberi tahıl ambarıdır. Şimdi Konya’nın sanayisi, sosyal hayatı, ekonomisi gibi tarımı da kabuk değiştiriyor. Konya tahıl ambarını muhafaza ediyor, ancak bunu sanayi bitkileri ile hayvancılıkla çeşitlendiriyor. 

2023’E SAĞLAM ADIMLARLA İLERLİYORUZ
Türkiye’nin 2023 vizyonu ve hedefleriyle ilgili neler söylersiniz? 

Geçtiğimiz aylarda İstanbul Kongre Merkezinde düzenlenen İnovasyon Haftasında Sayın Başbakanımız biz işadamları ve girişimciler için yol haritasını çizdi. Sayın Davutoğlu Türkiye’nin emek yoğun ihracat yapısından teknoloji yoğun ihracat portföyüne geçmesi gerektiğini özellikle vurguladı. Sayın Başbakanımız, Türkiye’nin ihracatı içinde imalat sanayinin payının 92,6 olduğunu bunun içinde ileri teknoloji ürünlerinin payının 3,7, orta teknoloji ürünlerinin payının 31,9 olduğunu ve bu rakamları yukarı yönlü değiştirmemiz gerektiğini söyledi ve bir örnek verdi; Türkiye’den 1 Kg ihracatın karşılığı 1,5 $, Almanya’dan 3,5-4 $. Bu fark aslında her şeyi anlatıyor. Biz hacmi büyük işler yapıyoruz, gelişmiş ülkeler kıymeti büyük işler. Biz çok yoruluyoruz, onlar çok kazanıyor.
Yine Sayın Başbakanımız bazı çelişkilere dikkat çekti. Mesela GSYİH rakamlarına göre ülkemizin dünyada 17’nci sırada, rekabetçilikte 44’üncü, inovasyonda 54’üncü sırada olduğunu belirterek 2023 hedeflerine ulaşmak için bu alanlarda mutlaka sıçrama yapmamız gerektiğini söyledi.
Türkiye 2023 vizyonu ile bir hedef belirledi ve o hedefe de sağlam adımlarla ilerliyor. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında hem demokrasisiyle, hem ekonomisiyle gücüne güç itibarına itibar katmış bir Türkiye için somut hedeflerimiz var. Mesela 9 yıl sonra dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında olmak, ihracatımızı 500 milyar doların üzerine çıkarmak hedeflerimizden bazıları ve Allah’a şükür bu hedeflere doğru da sağlam adımlarla ilerliyoruz. Tarım sektörümüz için de 2023 vizyonu çerçevesinde hedefler belirlendi. Mesela 60 milyar dolarlık tarımsal üretimimizi 150.000 milyar doların üzerine çıkarmayı, dünyanın en büyük tarım ekonomileri arasında ilk beşte yer almayı hedefliyoruz.

KONYA, GELECEĞİN 
PARLAYAN YILDIZI

Bu hedeflere ulaşmak için sizce Konya neler yapmalı? Konya Şeker olarak sizin hedefleriniz nelerdir? 
Geleceğin parlayan yıldızı olarak gösterilen Türkiye’nin hem büyük bir potansiyeli hem avantajları hem de geleceğe daha hızlı adımlarla ilerlemesi için yapması gerekenler var. Bunu ben söylemiyorum. Rakamlar söylüyor. Ne yapıp edip işgücüne katılımı arttırmamız gerekiyor. Yani daha çok üretim tesisi kurmalı, daha çok üretim alanı açmalıyız. İşgücü verimliliğini arttıracak hacmi değil kıymeti büyük alanlarda üretim yapmalıyız. Rekabetçi yapımızı güçlendirmeliyiz.
Bunu yapabilir miyiz? Elbette yapabiliriz. Nasıl işgücüne katılımı arttırarak, çalışanların verimini arttıracak, katma değerli ürünler üretmemizi sağlayacak sektörlere ve yatırımlara yönelerek. 
Konya bu potansiyeli harekete geçirebilir mi? Geçirmeli, geçirmemek için hiçbir mazeretimiz yok.
Konya’nın dört bir tarafı duble yollarla bunun için donatıldı. Konya’yı Ankara’ya, İstanbul’a entegre eden Hızlı Tren hatları bunun için yapıldı. Havaalanı dünya ile iç içe bir Konya için uluslararası statüye yükseltildi. Konya’nın bir olan üniversite sayısı bizim üniversitemiz ile birlikte beşe çıkarılırken amaç Konya’nın hem eğitimli insan kaynağını yükseltmek hem de bu üniversitelerin Konya sanayisi için bilgi ve teknoloji üretmesiydi. Türkiye’nin en büyük Bilim Merkezi bunun için kuruldu. KOP projesi ile Konya Ovasının daha çok üretmesi ve artan üretimle tarımsal sanayinin yükselmesi hedeflendi. Organize Sanayi Bölgelerinin, Küçük Sanayi Sitelerinin, özel sanayi sitelerinin, sanayi ihtisas bölgelerinin yegâne amacı hep bu potansiyeli harekete geçirmek değil mi? Size daha onlarca örnek sayabilirim, devam edenleri de sıralayabilirim. İşin özeti şudur,  siyasetin, devletin vazifesi ne? Fiziki altyapıyı hazırlamak. Hazırlamış mı? Fazlasıyla. Başka ne yapabilir kamu. İlin cazibesini arttıracak ve nitelikli işgücünün Konya’da kalmasını sağlayacak işler yapabilir. Bunlarda da bir eksiğimiz yok. Mesela daha önce rakamları paylaştım. Konya’da hem doktor sayısı hem hastane yatak sayısı katlanarak artmış. Orta ve ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısında da öğretmen başına düşen öğrenci sayısında da Konya Türkiye ortalamasından birer öğrenci daha iyi durumda. Yani devlet vasıflı işgücünü Konya’da tutabilmek için hayat standartlarını da yukarı çekecek, eğitim, sağlık, kültür alanlarına yatırım yapmış.
Yani unu, yağı, şekeri hazırlamış ve Konya sanayicisine helvayı karın demiş. Nitekim Konya’da bu uzanan eli geri çevirmemiş ve helva karmaya başlamış, şimdi helvayı tavada karıyoruz, ama ben inanıyorum ki rakamlar da onu gösteriyor bundan sonra daha da hızlanacağız ve kazanlarla helva karmaya başlayacağız.
Sayın Başbakan, Konya’nın buğday ambarı, İzmir’in üzüm ve incir pazarı olmasıyla övünemeyeceğimizi, bakış açımızı değiştirmemiz gerektiğini söyledi. Bu cümle aslında meselinin özetidir. Tarım sektörüne farklı bir bakış açısı getirmeye çalışan Konya Şeker’in yapmaya çalıştığı tam da budur.
Eğer bir üretim zincirinin ilk halkası sizden başlıyorsa bunun son halkasına kadar sürecin içinde olursanız bunun bir anlamı var. Eğer ilk halkadan sonra sürecin dışındaysanız zahmeti sizde rahmeti başkalarındadır. Bu mesele sadece tarım sektörünün veya Konya’nın meselesi değildir. Mesele ülkemizin meselesidir.
Türkiye’nin pek çok yerindeki tarımsal ürünlerin asırlık kaderi bu. Hemen hemen el değmeden yurtdışına çıkıyor, işlenip bize geri geliyor veya büyük tüketici olan ülkelere o duraklara uğrayıp, işlendikten sonra gidiyor. 
Bize niye buralardasınız diyenler aslında buralarda olmayın, eski düzen devam etsin demek istiyor. Biz bunu biliyoruz. O tablo değişecek ve dünyanın ilk beş gıda markasından biri Torku olacak. Biz buna yürekten inanıyoruz.

OTOBANA ÇIKTIK 
HIZLA İLERLİYORUZ

Konya Şeker, farklı alanlarda birçok yatırım yapıyor ve hızla büyüyor şeker de üretiyoruz, patates de ham yağ da. Çikolata da varız et ve süt ürünlerin de de, şimdi de enerjide büyüyoruz akla bu hız ve çeşitlilik riskli değil mi sorusu gelebilir ama gideceğiniz yer için hızlı akan bir trafiğe sahip güzergâhı tercih etmişseniz, yavaş gitmek belki de daha tehlikelidir. Mesela otobanı tercih etmişseniz, şosedeymişsiniz gibi hız yapamazsınız. Bizim gideceğimiz yer belli, dünyanın ilk beşi. Oraya şose yolla ulaşma şansımız yok ve biz de otobana çıktık ve otobandaki hızla ilerlemek zorundayız.
Bu şirketin dünyanın en büyük beş gıda şirketi arasına girmesini nam olsun, dünyaya şan olsun falan diye istemiyoruz. Bu şirketin dünyanın ilk beşine girmesi 10 binlerce çiftçinin de diğer ülkelerin çiftçilerine göre refah seviyesinde dünyanın ilk beşinde olması demektir. Yani yüzlerce ülkedeki çiftçiye göre daha çok üretmesi ve ürettiğinden daha çok kazanması demektir. Binlerce kardeşimizin elinin ekmek tutması demektir. Konya’ya daha çok kaynak girmesi demektir. Ülkemizin katma değerli alandan daha çok pay alması, ürettiğinden daha çok gelir elde etmesi demektir.
İnşallah biz dünyanın ilk beş gıda şirketinden biri olarak adımızı o listelere yazdıracağız. Hem gidişatımız onadır hem de bu hedefe inancımız tamdır. Çünkü ben şunu biliyorum, başarmak için hedefiniz olacak, hedefiniz yoksa zaten başarma şansınız da yoktur.

 





Parlametre
Serbest Kürsü

Anket

Türkiye'nin Dış Politikasını Olumlu Seyirde Güçlendirecek Ana Unsur Nedir ?
Yankı Dostluk Platformu
  • Facebook'ta Yankı Dergisi
  • Twitter'da Yankı Dergisi
  • Youtube'ta Yankı Dergisi