Yankı'nın Son Sayısı >MEMURLAR DEVLET ÇARKLARINI YÖNETENLERDİR

Memur-Sen’e bağlı Enerji-Bir-Sen Genel Başkanı Hacı Bayram Tonbul ile sendika olarak yaptıkları çalışmalar ve Toplu iş sözleşmeleri hakkında konuştuk.

Okuyucularımız için kendinizi tanıtır mısınız?

1964 Gümüşhane Şiran doğumluyum. Ziraat Mühendisiyim ve DSİ’de kadroluyum.

Enerji-Bir Sen’in yaptığı ve halen yürüttüğü çalışmalar nelerdir?
Öncelikle Memur-sen olarak çalışan memurların hak ve hukukunu korumak için çalışıyoruz ve şu anda enerji hizmet kolunda 2009 yılından beri yetkili sendikayız. Ben aynı zamanda Memur-sen’de Toplu sözleşme mevzuat sekreteriyim.Toplu iş yasası memurlar için gerçekleştirilen en büyük yasadır.

SADECE ÜCRET SENDİKACILIĞI YAPMIYORUZ
Gündemde, enerji hizmet kolunda özelleştirmeler var. Biz özelleştirmelerin düzgün yapılması yönünde çalışmalar yapıyoruz. Kendi hazırladığımız bir anket çalışmasıyla özelleştirme sonrası başka kurum ve kuruluşlara giden çalışanların ruh durumunu inceliyoruz, çünkü gittikleri yerde kurumsal hafıza sıfırlanıyor ve ücretleri donduruluyor. Biz bir kamu kuruluşuyuz, Türkiye’nin önünü açacak projeler üretmek zorundayız, çünkü devlet çarkını döndüren memurlardır ve bu dişlilerin başında olan bizler önerileri ortaya koymak zorundayız. Biz sadece ücret sendikacılığı yapmıyoruz. Enerji-Bir Sen ve Memur-Sen olarak enerji verimliliği ve özelleştirme konularıyla beraber hizmet kollarımızın içinde olan şeker, çay, sigara, makine kimya sanayisi ve DSİ’yle de ilgileniyoruz. İş sağlığı ve güvenliği üzerine kurumların daha titiz davranması gerekiyor. Çünkü insan hayatı herşeyin önündedir. Mali getirisi ne olursa olsun insan hayatını merkeze almayan ve insanı ezen hiçbir projenin hayat bulmaması lazım.

MEMURLAR DEVLET ÇARKINI YÖNETENLERDİR
Referandum sözleşmesinde memurların toplu sözleşme hakkı elde etmesi konusu yer almaktaydı. Geç de olsa kamu çalışanları bu hakkı elde etti. Bu sürece nasıl gelindi bize anlatır mısınız?
Her sendika üyesinin hakkını en iyi şekilde hangi araçlarla alacaksa onu ister. Toplu sözleşme ve grev hakkı tüm çalışanlar için temel insan haklarından sayılır. Türkiye’de memur sendikacılığı 1961 Anayasasından beri varolan bir olgudur. Fakat 1971 yılı muhtırasında  memur sendikacılığına son veriliyor. 1993 yılından sonra memurların talepleriyle Başbakanlık genelgesiyle sendikal hareket başlıyor ve 2001 yılında 4688 sayılı bir yasayla memurlara toplu görüşme hakkını veriyor. 2003’ten beri toplu görüşme masasına oturuluyor ama 3 defa mutabakata varılıyor. 6 defa da mutabakatsızlık imzalanıyor. 2010 yılında ilk defa Memur-Sen yetkili konfederasyon oldu ve hükümete bir çağrıda bulunduk ‘biz bundan sonra toplu görüşme istemiyoruz’ Toplu sözleşme ve grev hakkı zaten memurların doğal hakkıdır ve bunun verilmesini talep ettik.Memur-Sen 2001’den bu yana büyüyen bir sendika ama biz büyüdüğümüz zaman diğerleri küçülmemişler. Her sendika sayısını muhafaza etmiştir. Bizim şu andaki üye sayımız 515 bindir. Yedi hizmet kolunda yetkili konfederasyonuz: Eğitim, sağlık, enerji, belediye, diyanet, bayındırlık, kültür hizmetleri. 
2010 yılı toplu görüşmelerinde uzlaşılan ve uzlaşılamayan konular var. Uzlaşılan konuların ilk maddesi; memurların önündeki yasal ve hayatsal engeller neyse bunun bir çalışmayla değerlendirilmesi ve bu sürecin hızlandırılmasıdır.Kesk ve Kamu-sen’in mutabakatta imzası olduğu halde çalışmalara  ve toplantılara katılmamışlardır. Biz Memur-sen olarak taleplerimizi, önümüzdeki engelleri, dünyadaki uygulamalarını anlattık. Toplantıda Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden iktisatçılar, işletmeciler, hukukçular; kamu kurumlarından valiler, müsteşarlar, siyasetçi katılımcılar vardı. Memur-sen elinden geleni yaptı ve memurlara toplu sözleşme hakkının verilmesi maddesi 26 maddenin içinde yerini aldı. Ondan sonra biz evet ama yetmez, dedik çünkü grev ayağı noksandı. Memur-sen olarak memurlara grev hakkı veren yeni bir anayasa istiyoruz. Yasa çalışmalarımızın içinde 4 tane çalıştay yaptık. 2 tane yasa önerimiz vardı. Bir tanesi örgütlenme, diğeri toplu sözleşme yasasıydı fakat 4688 yasası içerisinde bu yasalar birleştirildi. Son gelen aşamada Çalışma Bakanlığında 80 üzerinde uzlaştığımız yasa tasarısı bakanlar kurulunda kuşa çevrildi. Hizmet kolları çıkarıldı. Dünyada sendikacılık hizmet kollarıyla yapılır ama Türkiye’de sadece konfederasyonu muhatap alan bir yapıya büründü ve bu tekelciliğe doğru giden bir yapıdır ve sendikal özgürlüğü engeller. Fakat bu konuyu çözüme kavuşturduk ve yasa çıktı. Ülkemizde memurların ne sorunu varsa toplu sözleşme masasında dile getirilsin ve biz de elimizi taşın altına koyarak çözüme kavuşturmaya çalışalım. Yasanın beğenmediğimiz tarafı ise yasakları devam ettirmesidir. 15. maddesinde herkese örgütlenme hakkını vermiyor. Mesela askeriye ve emniyette çalışan sivil memurlar bu hakka sahip değil. Oysaki buralarda çalışan arkadaşlar oranın terzisi, kunduracısı, ütücüsü gibi sivil memurluk yapan kişilerdir. Adalet Bakanlığında çalışan ceza ve infaz memurları, yargı mensupları da örgütlenme yasağı içindedir. Oysaki dünyada genel kurmay başkanları bile örgütlü olan ülkeler var.Biz bu yasakların kaldırılmasını istiyoruz. Toplu sözleşmenin önüne engeller koymaya kalktılar. Mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak toplu sözleşme yapılabilir ve kamu kurumları arasındaki hiyerarşik yapıyı bozacak hükümler toplu sözleşmede yeralamaz, deniyor. Bu 2 madde müzakere masasında konuşulup aşılır diye düşünüyorum. Sendikacılık bir uslupla meydanlara çıkılıp da yapılır, bir geleneği de budur fakat bir çok şeyi müzakere masasında çözeceğimize inanıyorum. Toplu sözleşme bir süreç yaşıyor, yeni bir anayasa yapılıyor ve bu yasaklarlardan arınmış bir yasa bekliyoruz. Memurların fikirlerine değer verilmesi ve yönetime katılımcı olmaları gerekiyorki gelişme olsun. Toplu görüşmeyle birlikte dikey hiyerarşi yatay hale geldi ve şuanda amir ile memur arasındaki ilişki daha sıcak. Memur görüşünü çok daha rahatlıkla söyleyebiliyor ve katılımcı olabiliyor.

BİRLİK İÇİNDE OLMALIYIZ
Biz kardeşçe yaşamasını öğrenmek zorundayız. Güneş doğduğu zaman hepimize aynı doğuyor. Soğuğunu, sıcağını herkese eşit veriyor. Gece hepimiz için gece. Rızkın Allah’tan geldiğini biliyoruz, çalışana veriyor.Bunları biliyorken biz neyi ve niye paylaşamıyoruz. Bırakın insanlar kendilerini rahat nasıl hissediyorlarsa öyle konuşsunlar. Yapılması gereken şu masanın etrafında gelin oturalım ve ne istiyoruz, neler yapabiliriz tartışalım. Ortak yaşam kültürü oluşturalım.Anneme geçen bir hastanede dedilerki başörtündeki iğneyi çıkar düğüm at. Bu düğümle olacak iş değil kafanın içindekiyle olabilecek bir iştir. Farklılıkları kabullenmeliyiz. Binlerce insanımız gerildi, heder oldu. Dikkatimizi başka yere çektiler ve biz onlarla uğraşırken milyarlarca paramızı birileri hiç etti. Şimdi geldiğimiz ortama bakın, devir değişti. Yani insanlar başlarının örtülü ya da açık olmasıyla mı devir değiştirecek. Benim de ailemde hem örtülü hem de açık kadın var. Şimdi ben birinden birine düşman mı olmalıyım ya da birini çok sevip diğerini az mı sevmeliyim. Herkes tercihini kendisi yapar, kendi için yapar. Allah herkese akıl vermiş ve insanlar hür iradelerini kullanarak neyi tercih ederlerse etsinler. Yeterki anarşi, terör ve genel ahlaka zararı olmasın. Avrupa’da homoseksüeli, lezbiyenlik bile özgürlük arıyor. Onlara tanınan özgürlük müslümanlığı seçen ve müslümanlığı bir yaşam biçimi olarak benimseyen insanlara tanınmaz. Anadan doğma Kürt’se kendi dilini konuşamaz. Osmanlı Devleti bakiyesiyiz, Rusya’da Şeyh Şamil olayları olduğunda oralardan ülkemize gelen kafkas toplulukları Anadolu’ya geliyorlar ve biz onlara diyoruz ki ülke topraklarımıza girerken kimliğini dışarda bırak. Bu toplulukların hepsi bizim coğrafyamızın gerçekleridir. Biz beraber, birlik içinde nasıl yaşayacağımızı bilmeliyiz. Bu ülkenin nimetleri sana da, bana da yeter. Birbirimize tahamül edelim ve dönüştürmeye çalışmayalım. Gündüzü yaratan Allah, kendisini inkar edene de güneşi doğuruyorsa, soğuğu, sıcağı, nimetleri, rızkı ona da veriyorsa bize ne oluyor, etse o eder. Takdir Allah’ındır. Dışladığınız insanlar canınıza, malınıza namusunuza, geleceğinize kastediyor. Diyeceğim şu ki; birlik  içinde olmalıyız. 





Parlametre
Serbest Kürsü

Anket

Türkiye'nin Dış Politikasını Olumlu Seyirde Güçlendirecek Ana Unsur Nedir ?
Yankı Dostluk Platformu
  • Facebook'ta Yankı Dergisi
  • Twitter'da Yankı Dergisi
  • Youtube'ta Yankı Dergisi