DOÇ.DR. KÜRŞAD ZORLU   kzorlu77@gmail.comDOÇ.DR. KÜRŞAD ZORLU kzorlu77@gmail.com


ÖNCE CEVAP VERELİM... TÜRKLÜĞÜ NE OLARAK GÖRÜYORUZ?

Türk Dünyası dediğimiz kavram belli bir coğrafyanın adı da olsa, Türklüğü yalnızca belli bir sınır içerisinde düşünmek ve değerlendirmek son derece yanlıştır. Irak’ta, Doğu Türkistan’da, Tataristan’da, Altay’da ve "Türküm" diyerek yaşayabilenlerin olduğu her yerde Türk Dünyası kavramını konuşmak, irdelemek ve şekillendirmek mümkündür. Hatta Devlet Bakanı Faruk Çelik’e bağlı olarak kurulan Yurt Dışı Türkler başkanlığının bünyesindeki organların daha geniş bir alanı ifade ettiği söylenebilir. Fakat Türklüğü bir alt kimlik ya da etnisite olarak değerlendiren kafa yapısının Türk Dünyası olgusunu sorgulaması ne denli mümkündür? Eğer bu görüş kabul edilirse etnik kimlik olan Türklüğün 200 milyonun yaşadığı coğrafyanın ortak adı olması düşünülemez. Bir Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen ya da diğerlerine "biz Türklüğü etnisite olarak görüyoruz" dediğinizde bugüne kadar yapılmak istenen birliktelik süreçleri kağıt kule gibi yıkılacaktır. Acaba bunun için mi "Türkçe konuşan ülkeler" şeklinde bir ifade kullanılıyor? Kaldı ki bu ortaklaşmanın temelinde aynı soy ağacının birer parçası olma dürtüsü vardır. Peki Türk olmayan ya da bu kökenden gelmeyen birisi nasıl Türkçe konuşabilir?

İşte bu sorular eşliğinde nasıl bir kavram karmaşası içinde olduğumuzu görmek mümkündür. Bu süreçte sadece kavramların değil aynı zamanda işbirliğine yönelik çabaların da karıştığını ifade etmek gerekir. Nasıl mı?

Türkiye’nin Türk Cumhuriyetlerindeki toplam yatırım içerisindeki oranı %13…

Kazakistan’daki Türk yatırımları %5,1’dir. Çok acı ama böyle...Çünkü siz enerji piyasasında yoksanız hiç boşuna çırpınmayın. Adamlar sizin kardeşlerinizin malını birkaç katı fiyatına size öyle bir satar ki ayağa bile kalkamazsınız.

Devam ediyoruz.

Türkiye’nin bu Cumhuriyetlere yönelik dış ticaret hacmi 4,5 milyar dolar…

Oysa bu ülkelerin toplam dış ticaret hacmi 80 Milyar dolardır.

Türk Cumhuriyetlerinin Türkiye’nin ihracat rakamlarındaki oranında aradan geçen 10 yılda sadece 0,50’lik bir değişme olmuştur. Hani üretiyoruz ya…Hani dışa açılıyoruz ya… Ne gariptir Kırgızistan’da tüketimin %80’i ithal yani dışa bağımlı.Üstelik bunun %39’u lüks tüketim malları. O halde Türkiye’nin Kırgızistan’ın ithalat rakamlarındaki yerinin yüksek olması beklenmelidir. Bekleseniz de olmuyor. Çünkü bu rakam %7,7’den %6,6’ya gerilemiş.

Bütün bu eksikliklere rağmen Türkiye bahsedilen alanda en başarılı müteaahhit konumundadır. Söz konusu çalışmaların değeri 18 milyar doları bulmuştur. Ancak unutmamak gerekir ki bu sektör gelip geçicidir. Binalar yapmak, gökdelenler dikmek onların içine koyabildiğiniz entelektüel birikimle ilgilidir.

Türk Konseyi, TÜRKPA, TÜRKSOY, Türk Akademisi, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Manas Üniversitesi gibi kuruluşların bir kısmı kağıt üzerinde kalmakla birlikte fonksiyonel hale gelirse bir takım eksiklikleri giderecektir.

YA KIRGIZİSTAN’DA OLUP BİTENLER…

Ayak sesleri duyulmakta olan devrim, Kırgızistan’da bir kez daha sahne aldı. Çeşitli vesilelerle her yıl ziyaret etme imkanı bulduğum Kırgızistan sürekli geriye gidiyordu. Ekonomi, sosyal yaşam ve seçimlerde vaat edilen demokrasi vurgusu geri plana atılmıştı. Belediyecilikten eser yoktu. Başkentin merkezinde bile Akayev döneminde yapılan yollarla idare ediliyordu. Bu süreçte birkaç sağlam firmanın dışında ülkede yatırımcı kalmamıştı. ABD ve Rusya’ya ait olan iki askeri üs’ten elde edilen gelir dışında para girişi neredeyse durma noktasına gelmişti. Ülkedeki tüketimin %90’ının ithal ürünlere dayalı olması ve bunun % 40’ının da lüks tüketim mallarını kapsaması dışa bağımlılığın en açık ifadesiydi. Oysa geçtiğimiz yılın Ekim ayında yapılan zamdan sonra asgari ücret 7,5 dolar olmuştu. Ortalama maaşlar 50-100 dolar arasında seyrederken, bunu alabilenlerin ülkedeki entelektüel sayılabilecek kesimlerden oluştuğunu vurgulamak gerekir. Maliye Bakanlığı’nın önünden geçerken bir Kırgız dostumun "Burası Maliye Bakanlığı ama ne kadar maliye bildiği şüpheli" şeklindeki sözleri aklıma geliverdi. Sokaktaki vatandaş  "yolsuzlukları önleyeceğim"  diyerek devrim yapan iktidarın bu konuda eskilerini arattığından şikayet ediyordu. Böyle bir sosyo-ekonomik yapıdan sağlıklı sonuçların çıkması beklenemezdi. Bu devrimden en kazançlı çıkan ülkenin Rusya olacağını ileri sürmek hiç de zor değil. Geçici hükümetin başkanı Roza Otunbayeva, Akayev döneminde ABD büyükelçisiydi. Sonra da İngiltere büyükelçisi oldu. Bakiyevi devrimle işbaşına getiren ekibin lideriydi. Şimdi devir döndü, Bakiyev de onun kılıcından nasibini aldı. Zaten devrimin mantığında vefa yoktur. Bunu söylemek çok acı ama eğer uluslararası toplum destek vermezse Kırgızistan’da artık taşların yerine oturması ve ekonomik yaşamın hak ettiği seviyeye ulaşması oldukça zor gözüküyor. Çünkü orada demokratiklik kavramının arkasına gizlenen, iktidar savaşları ile örtünen ve yoksullukla fitili ateşlenen bambaşka bir devrim kültürü meydana gelmiştir.



20.04.2010

Parlametre
Serbest Kürsü

Anket

Türkiye'nin Dış Politikasını Olumlu Seyirde Güçlendirecek Ana Unsur Nedir ?
Yankı Dostluk Platformu
  • Facebook'ta Yankı Dergisi
  • Twitter'da Yankı Dergisi
  • Youtube'ta Yankı Dergisi