DOÇ.DR. KÜRŞAD ZORLU   kzorlu77@gmail.comDOÇ.DR. KÜRŞAD ZORLU kzorlu77@gmail.com


NAZARBAYEV VE “KÜLTÜREL MİRAS” PROGRAMI

Dünyanın dokuzuncu toprak büyüklüğüne sahip ülkesi Kazakistan, tarihte pek çok uygarlığın ve ulaşım yollarının merkezinde olmuştur. Kazak Bozkırları, Hunlardan-Sakalara, Göktürklerden -Karahanlılar’a kadar pek çok devletin köklü destanına sahiptir. Bu anlamda Kazak tarihini 3. dönemde de irdelemek mümkündür. İlki kimi uzmanlara göre M.Ö 3 kimilerine göre de M.Ö 8.yüzyıla kadar uzanan dönem. Diğeri özellikle 12. yüzyılda başlayıp, 15 yüzyılda şekillenen ve 18. yüzyıla kadar olan dönem. Üçüncüsü ise Sovyetler Birliği idaresinde geçen ve bağımsızlıkla beraber bugüne gelen süreç. İşte bu dönemler arasında nitelikli kırılmalar mevcuttur. Öyle ki belli zamanlarda Kazakistan, tarih ve milli bilincinden kopartılmış, geçmiş kavramı hiçe sayılmıştır. Kazakistan’ın 1991 yılında bağımsızlığına kavuşmasının ardından ülke zor bir süreçten geçmiş ve 17 yılda başarılması zor bir ivme yakalamıştır. Ekonomik parametrelerdeki olumlu değişim bir tarafa Nazarbayev’in öncülüğünde yürütülen dış siyaset yaklaşımı Kazakistan’ı “denge” kavramı ile örülü enerji politikalarının değişmez bir aktörü haline getirmiştir. Örneğin, 2018 yılında 180 milyon ton petrol üretmeyi hedefleyen Kazakistan’ın bahsettiğimiz dönüşüm sürecinde küresel boyutta ne kadar önemli bir konuma geleceğinin en önemli göstergesidir.

Sanırım Çin, Rusya, Avrupa ve Orta Asya gibi küresel ölçekli politikaları belirleyen veya yönlendiren enstrümanların ilgi alanındaki Kazakistan’ın, bu hızlı ilerleyişine rağmen dış politikada fire vermemiş olması bir liderlik başarısı olsa gerek. Bu başarının adı, Nursultan Nazarbayev’dir. Böylesi bir coğrafya potansiyelinde herkesi memnun etmek hiç kolay değil. Kim partneriniz olursa olsun, bunun dışında kalan küresel güçleri de dikkate almak zorundasınız.

Bütün bu olumlu vurgularımıza rağmen Kazakistan’ı zorlayacak unsurlar da yok değildir. Belki de en önemlisi ülkedeki nüfus oranı ve bunun dağılımı…Nüfusun yüzde 60’ı Kazak olmakla beraber, 130 farklı milletin mensuplarının ülkeye yayıldığı görülmektedir. Aynı süreçte Kazakça yaygınlaşmakla birlikte, yazışma ve günlük yaşamda hak ettiği ağırlıkta değildir. Dolayısıyla millileşme ve ülkenin bütün dinamiklerinin bu kavramla şekillenmesi Kazak devletinin önündeki en büyük meseledir.

Kurucu Cumhurbaşkanı Nursutan Nazarbayev, bu sorunları bertaraf etmek için çeşitli tedbirler ve projeler gerçekleştirmektedir. Son dönemde göze çarpan bu projelerden birisi de Kültür ve Enformasyon Bakanlığı’nca yürütülen “Kültürel Miras” programıdır. Aslında bu program 2004 yılında kabul edilmiş ancak ilgili bakanlık bu yıl projenin geldiği noktayı duyurmak ve anlatmak çabası içerisinde.

Peki nedir bu Kültürel Miras ? Programın amacı ülke insanın öz tarihini tanıması, resmi dilde eğitimin sağlamlaşması, vatan sevgisinin her alana yayılmasının gerekçelerini ortaya koymaktır. Kültürel Miras programının en önemli prensibi ise vatan kültürünün dünya sathında hak ettiği yeri alması ve ülke imajının yükseltilmesidir.

Program ülke içinde ve dışında bulunan tarihi eserlerin restorasyonu, arkeolojik kazılar yapılması, yerleşim alanlarının tespit edilmesi, el yazmaları başta olmak üzere yazılı materyallerin ülke milli arşivine kazandırılması, görsel ve işitsel unsurların kayıt altına alınması ve sözlük, ansiklopedi gibi kaynakların geliştirilmesini içermektedir. Buna göre ülke içinde ve dışında 40’dan fazla eser restore edilerek millet algılamasına sunulmuştur. Bu dış eser sahiplenmesinin en önemli iki örneği Mısır ve Suriye devletleri ile varılan anlaşmada gizlidir. Devlet Başkanı Nazarbayev’in ilk İslam ülkesi ziyareti olarak bilinen Suriye ziyareti sırasında, Sultan Baybars ve Al-Farabi mozololerinin inşaatı kararlaştırılmıştır. Yine aynı yerde bir kültür merkezi yapılması da bu seyehatte değerlendirilmiştir. Bu eser, 6 proje üzerinden belirlemiş ve bu yıl yapımına başlanacaktır. Kahire’de ise Sultan Baybars Cami inşaatı gerçekleştirilecektir. 

Gerçekleştirilen arkeolojik kazı ve araştırmalarda 200’den fazla yerleşim alanı tespit edilmiştir. Özellikle Ahırtaş adlı mevki başka ülkelerinde dikkat alanındadır. Çünkü Kazak yetkililer bu alanda bir “han” olduğunu iddia ederken, bazı ülkeler burada bir kilisenin varlığını ileri sürmektedirler. Bahsi geçen mevkide kazılar hala devam etmektedir. Bu kazılarda Berel tarihi mezarlığında çok sayıda altın takı ve süs eşyası bulunmuştur. Aynı yerde bulunan bir mezar oldukça ilginçtir. M.Ö 3-5 yüzyıla ait olduğu öne sürülen bu mezarda, dönemin sultanlarından birisinin olduğu tahmin edilen insan kemikleri ve hemen yanına gömülmüş olan altın at koşum takımları bulunmuştur. Bu eserler ve bahsedilen tahtadan mezar, Cumhurbaşkanlığı Müzesinde yer almaktadır.

Bir diğer önemli bulgu da “Altın Adam”dır. Almatı yakınlarındaki Esik bölgesinde bulunan ve 25 asır öncesine dayanan bu eserde 4000 den fazla altın takı yer almaktadır. Orjinal bazı parçaları Astana’da Barış, Dostluk ve Kardeşlik piramidinin bünyesindeki Değerli Taşlar Müzesinde sergilenmektedir.Altın adamın bütün ihtişamına rağmen asıl önemlisi yine bu alanda bulunan yarısı kırık bir kaptır. Buradaki “Tikin (Hakan) 23’ünde öldü. Esik Halkının başı sağolsun.”  İfadesi Olcas Süleymanov’un yaklaşımı ile Orhun ve Yenisey yazıtlarından daha önce bir yazılı bulguyu işaret etmektedir. Belirtmemiz gereken bir diğer hususta Kazakistan genelinde üç “altın adamın” bulunduğudur.

Kültürel Miras programı çerçevesinde UNESCO’nun Dünya Mirası’na 10 eser alınmıştır. Ahmet Yesevi Türbesi, Otrar şehri ve Tamgalı Yazılı Taşlar bunlardan en önemlileridir. Yine aynı program çerçevesinde Kazak dilinin gelişimi için çeşitli sözlükler yazılmış ve çoğaltılmıştır. Dombra gibi Kazak enstrümanları hakkında eserler ortaya konulmuş ve diğer işitsel unsurlar son teknoloji ile kayıt altına alınmıştır. Kazakistan Milli Merkezi arşivinde pek çok ülkeye gönderilen uzmanların getirdiği harita, yazışma ve el yazmaları dahil edilmiştir. Aynı süreçte dünya klasikleri de Kazak diline çevrilmiştir.

Anlaşılacağı üzere proje sadece Kazakistan değil tüm Türk dünyası içinde değerlendirilmesi gereken türdendir. Umarım bahsedilen projeye daha fazla kaynak aktarılarak tüm dünyanın beğenisine sunulur. En önemlisi de Kazak gençleri bu araştırmaları eğitim-öğretim dahilinde okuyarak öngörülen millileşme ve bu anlamdaki bilinç düzeyi sağlanabilir.

11.07.2008

Parlametre
Serbest Kürsü

Anket

Türkiye'nin Dış Politikasını Olumlu Seyirde Güçlendirecek Ana Unsur Nedir ?
Yankı Dostluk Platformu
  • Facebook'ta Yankı Dergisi
  • Twitter'da Yankı Dergisi
  • Youtube'ta Yankı Dergisi