Yankı'nın Son Sayısı >PROF.DR. HASAN İŞGÜZAR

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı
Özel Hukuk Bölümü Başkanı
Prof.Dr. Hasan İŞGÜZAR


SİVİL ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR
 
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı Prof.Dr. Hasan İşgüzar, yeni sivil bir anayasanın yapılması gerektiğini vurguladı. Prof.Dr.İşgüzar, “Maalesef bizim anayasalarımızın bir çoğu ihtilal sonrasında ihtilalciler tarafından yapılmıştır. Günümüzde  sivil bir yönetimin başımızda olmasının şans olduğunu bilerek, tamamen sivil ve insan haklarına dayalı bir Anayasa ile buna uygun kanunların yapılması ihtiyaçtır.” dedi.
 
OLUMLU BİR YARGI PAKETİ KAPIDA
Son dönemde çıkan ve çıkarılacak olan yargı paketleriyle ilgili yorumlarınız nelerdir?
Adalet devletin temelidir. Yargıda uygulamadaki bir takım haksızlıklar ve kötü düzenlemeler yüzünden bir çok vatandaş mağdur olmuştur. Bu nedenle yeni yargı paketi teklifini bir hukukçu olarak olumlu görüyorum. Bir ülkenin temeli adalet ve hukuka saygılı bir devlettir. Hukuk devleti olmanın kuralı da önceden koyulan kurallara herkesin istisnasız eşit olarak uymasıdır. Yargı ve adalet herkese lazımdır. Adalet olmayan bir ülkede iyi olan hiçbir şeyden bahsedilemez. Çünkü devletin asli görevi vatandaşın can ve mal güvenliğini korumak, güvence altına almaktır. Son zamanlarda hükümetimizin hazırlamış olduğu yargı paketi hukuk camiası için olumlu bir gelişmedir. İnşallah bu yargı paketleriyle uygulamadaki adaletsizlikleri giderecek kalıcı bir hukuk sistemi kurulur.

65 YAŞ KANUNU DEĞİŞMELİ
Devletin temeli adalet. Adaletin temeli ise tecrübe. Gelişmiş ülkeler tecrübeden faydalanmaya devam ederken, Türkiye’de emeklilik yaşı 65’te doluyor. AİHM’de Yargıçların emeklilik yaşı 70’tir. Hakim ve savcıları mesleklerinin zirvesinde emekliye ayırmak ne kadar doğru? Kamuoyu tecrübe istiyor. Sizce; Ülkemiz tecrübeden faydalanmaya devam etmeli mi?

Ülkemizde çok değerli hukukçular, yargıçlar ve savcılar var. Bu kişiler mesleğinin zirvesindeyken 65 yaş engeli ile karşılaşıyorlar. Halbuki yargı mercii tecrübe merciidir. Dolayısıyla 65 yaş,  hakim ve savcılar bakımından gerçekten emekli olmak için erken bir yaştır.  Hakim ve savcılarımız, yıllarca Anadolu’nun ücra köşelerinde, ilçelerde olanaksızlıklar içinde hakimlik ve savcılık yapıp çok büyük bir hukuk tecrübesi edindikten sonra verimli olacakları çağda emekli ediliyorlar. Yargıç ve savcılar için 70-75 yaş geç bir yaş değil aksine edindikleri tecrübeleri paylaşmaları bakımından verimli bir yaştır. Bununla ilgili de bence bir düzenleme yapılmalıdır. Özellikle hakim, savcı ve yüksek yargı mensuplarımızın,  Yargıtay,  Danıştay,  Anayasa mahkemesi başkanlarımızın ve üyelerimizin  yıllarca dirsek  çürüterek edindikleri tecrübeleri genç hakim ve savcı meslektaşlarımıza aktarması  ve örnek teşkil etmesi bakımından da mutlaka  65 yaşın yükseltilmesi gereklidir.

EMEKLİLİK YAŞI İÇİN KESİNLİKLE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE GEREK YOKTUR
Anayasamızda  hakim ve savcı teminatı,  hakimler, savcılar 65  yaşından önce emekli olamaz demek şeklinde  bir alt sınır koymuştur. Eğer hakim ve savcılarımızı 65 yaşında değil de 60 yaşında emekli etmeyi düşünürsek anayasayı değiştirmek gerekir. Ancak lehine olan bir düzenleme bakımından emeklilik yaş haddini 65’den 75’e çıkarmak için kesinlikle hukuken anayasayı değiştirmeye gerek yoktur.  Kanun değişikliği ile bu yapılabilir.

SİVİL YÖNETİMİN BAŞIMIZDA OLMASI BÜYÜK ŞANS
Toplumsal huzur ve barış için adalet şart. Kanunlarımız ne kadar adaletli ve toplumsal barışı sağlamak için yeterli mi?  Günümüz dünyasında; Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var mıdır?
Türkiye’de çok önemli ve büyük bir hukuk reformuna başta anayasa değişikliği olmak üzere yasalarımızın yeniden elden geçilmesine ihtiyaç var. Türkiye çok talihsiz dönemler yaşadı. Maalesef sayısız askeri darbe ve ihtilale teşebbüs nedenleriyle, çok hukuksuzluklar, mağduriyetler yaşandı.  Özellikle 12 Eylül darbesinde binlerce insan mağdur oldu. Suçsuz insanlar işkencede öldü veya idam edildi.  Bugünleri bir daha yaşamamak için, Türkiye’de kalıcı ve modern bir hukuk sistemine ihtiyaç var. Maalesef bizim anayasalarımızın bir çoğu ihtilal sonrasında ihtilalciler tarafından yapılmıştır.  Günümüzde  sivil bir yönetimin başımızda olmasının şans olduğunu bilerek, tamamen sivil ve insan haklarına dayalı bir anayasa ile buna uygun kanunların yapılması ihtiyaçtır.

Kadın cinayetleri, istismar gibi toplumu derinden sarsan olaylarda kanunlarımız ne kadar etkili? Bu konulardaki önerileriniz ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
KADIN CİNAYETLERİ İÇİN KAMU SPOTU YAPILSIN
Tüm medeni ülkelerde, devlet ve toplum tarafından korunması gereken en önemli özel kesim çocuklardır. Çocuk cinayeti, istismarı, kadın cinayeti, istismarı, bütün medeni ülkelerde müsamaha gösterilmeyecek suçlardandır. Bizim bu konuda kanunlarımız maalesef yetersizdir. Özellikle kadın cinayetleri, kadın istismarı, kadına şiddet, çocuk istismarı, çocuğa şiddet,  bu tarz suçların mutlaka ceza muhakemeleri kanunlarında yapılacak değişiklikle “katalog” suçlardan sayılması ve bu suçları işleyenlerin mutlaka tutuklu yargılanması gerekir. Ayrıca bu suçları işleyenlere hiçbir şekilde herhangi bir indirim uygulanmaması gerekir. Gerek Okul öncesi gerek Milli Eğitim müfredatında kadına ve çocuğa saygının herkese öğretilmesi gerekir, Eksik olan odur. Televizyonlarda kadına ve çocuğa karşı şiddete ilişkin yeterli kamu spotu yoktur. Çocukları sevin,  kadına şiddet uygulamayın el kaldırmayın gibi kadını ve çocuğu koruyucu devlet ve RTÜK yeterli kamu spotu kullanmamaktadır. Bu hepimizin ortak sorunudur. Hukuk devletinin çağdaş göstergesinin ölçüsü bir ülkede kadına  ve çocuğa karşı şiddetin olmamasıdır. Bu konuda hangi görüşte olursa olsun herkesin birlik olması gereklidir. Maalesef kadın dernekleri, çocuk dernekleri, sosyal kuruluşlar ve kanunlarımız bu konuda  yetersizdir. Bunu milli bir politika olarak görüp bu sorunu önlemek için kadına ve çocuğa şiddet uygulayana hak ettikleri en yüksek cezaların verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Sosyal medyada insanların birbirlerine hakaret etmesi küçük düşürmesi mutlaka engellenmelidir. Bu şekilde davranışlar mutlaka cezalandırılmalıdır, çünkü kişilik hakkı kişinin vazgeçilmez, devredilmez temel hakkıdır. Özellikle kişisel verilerin korunması ile ilgili kanunda da değişiklik yapılmalıdır. Devlet kamu güvenliği için sizin kişisel bilgilerinizi bilebilir. Fakat sizin kişisel bilgilerinize başkalarının ulaşmaması gerekmektedir. Bu en temel kişilik hakkıdır. Olaya ilişkin kesin bir mahkumiyet kararı olmadan bunların sosyal medyada herkes tarafından duyulması insan haklarına aykırıdır. Masumiyet karinesi gereğince, hakkında suç isnadı bulunan bir kimse, savunması için gerekli bütün güvencelere sahip olarak aleni bir yargılama sonunda hukuken suçluluğu kanıtlanıncaya kadar suçsuz sayılır. CMK m.183 de bu sebeple düzenlenmiştir. İlgili madde uyarınca “180’inci maddenin beşinci fıkrası ile 196’ncı maddenin dördüncü fıkrası hükmü saklı kalmak üzere, adlîye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz” Buna rağmen, bizde hangi suç olursa olsun kesin mahkumiyet kararı olmadan hakkında suç isnadı bulunan kişileri ana haberlerde görebiliyoruz. Sonra o kişi suçsuz çıksa beraat etse bile o ilk görüntüler sosyal medyada ömür boyu kalıyor. Toplum önünde infaz ediyorsunuz. Bu durum suçu kesinleşene kadar herkes suçsuzdur diyen masumiyet karinesine aykırı bir davranıştır.  Hukuk herkese gereklidir.  Herkese adil davranmamız gerekir. Adaletsiz bir toplum çökmeye mahkumdur. Hukukun, adaletin en kötüsü, suçlunun değil suçsuzun korktuğu adalet sistemidir Hukuk aldığımız nefes, oksijen gibidir. Var olduğu sürece anlamaz, hissetmezsin ancak var olmadığı zaman önemini anlarsınız.
 






Parlametre
Serbest Kürsü

Anket

Türkiye'nin Dış Politikasını Olumlu Seyirde Güçlendirecek Ana Unsur Nedir ?
Yankı Dostluk Platformu
  • Facebook'ta Yankı Dergisi
  • Twitter'da Yankı Dergisi
  • Youtube'ta Yankı Dergisi