DOÇ.DR. KÜRŞAD ZORLU   kzorlu77@gmail.comDOÇ.DR. KÜRŞAD ZORLU kzorlu77@gmail.com


TÜRKİYE’NİN AFGANİSTAN GÜCÜ

Afganistan’ın sıkıntılı günlerinde ciddi sayılabilecek bir süre ülkede bulunma fırsatımız oldu. Bu sürede 17 vilayeti dolaştık. Özellikle Kuzey Afganistan’da ayak basmadık yer bırakmadık. Afganistan’da yol, elektrik ve içme suyundan yoksun, dağların üzerine kurulmuş köyler insanı hayretler içerisinde bırakıyor. Hava karardığında ay ışığından faydalanan, oynadıkları sudan içmek zorunda kalan çocuklar bilgiye, yeniliğe susamışlar. Okul desen çilelerin en büyüğü…Ailesinden izin alabilenler doğa ile savaşmak durumunda kalıyor. Yirmi kilometre mesafenin 5 saatte alındığı güzergahta gidebildiğiniz her yer yol durumunda. Dostumuz Kudret’in köyünde, bir eve konuk oluyoruz. Köylüler konukseverlik örneği ile kıt kaynaklarını soframıza getiriyor. Ev sahibinin anlattığına göre eve dışarıdan bir misafir gelmeyeli epey zaman olmuş. Yemek sonunda dostum şansal su istiyor. Birbirimize bakarak acaba diyoruz. Nitekim bir tasın içerisinde evvelki gün nehirden doldurulmuş su geliyordu. Ev sahibi durumu anlayınca kendisi bir bardak içerek şöyle diyordu. “Ben doğduğumda bu suyu içiyordum. Şimdi çocuklarım var ve onlarda bunu içmek zorunda kalıyor.” Afganistan’da dağların içerisinden geçerek aldığınız mesafe boyunca sel ve heyelan tehlikesi var. Özellikle kış aylarında işiniz birazda Allah’a kalmış. Aslınca araştırmalarımızla ilgili anlatılacak pek çok şey var. Ancak madalyonun diğer yüzünde artık başkalaşmak isteyen insanlar görüyorsunuz.

Peki ya değişen bir şey olacak mı dersiniz ? Belki…

Baktığımızda Afganistan, Avrasya coğrafyasının güney ucunda bulunan ve önemi yeterince anlaşılamamış bir ülkedir. Geçmişten bugüne savaş, müdahale, asker, kaos ve terör kelimeleri ile şekillenen strateji üretme çabalarının odağında kalmaktadır.

Ne garip bir ülke…

30 milyon nüfus ABD’nin yeni dünya düzeni çerçevesinde geleceğinden endişe duyarak yaşamakta. Kuzey ve güney bölgesi arasında neredeyse iki ayrı ülkenin beklentileri, refleksleri var. Sanki bir “kara delik”. Nereye gittiğini, ne için neyi yaptığını bilmeyen heyetler, birleşmeler, ayrışmalar…

Elbette bu sürecin bir sonu var. ABD’nin yeni başkanı Mr.Obama yeni dönemde ağırlığının Afganistan olacağının işaretlerini veriyor. Muhtemelen bu düşüncenin bir yansıması olarak Türkiye ile iyi ilişkiler kurmanın gayretlerine şahit olacağız. Çünkü Afganistan ABD için bölgede otorite kurabilme sıçrayışını temsil ediyor. Türkiye’nin desteği olmadan kısa vadede bunu başarması oldukça güç. Zaten ABD açısından en büyük eksiklik gerek koordinatlar ve gerekse sosyo-kültürel içerik hususunda coğrafyaya olan uzaklığıdır. Şimdi bu engel ve bağımlılıkları sıralayalım:

•Türkiye Afganistan ile en derin ilişkilere sahip ve bu konudaki tecrübesiyle saygı duyulan sembolleri temsil ediyor.

•Nüfusun önemli bir bölümü Türk kökenli topluluklardan oluşuyor. Özellikle kuzey Afganistan’da Özbek ve Türkmen’lerin ağırlıkta olduğu bir kesim ülkedeki huzur ve barışın yerleşmesine zemin hazırlayacak nitelikte. “Türkiye’den geliyorum” dediğinizde yüzlerindeki gülümsemeyi hemen farkedebiliyorsunuz.

•2001’den bugüne kadar Taliban güçleri ile çıkan çatışmalarda Türk askeri yok denecek düzeyde.

•Askerlerimiz istisnai kesim ve şehirler dışında işgal kuvveti olarak görülmüyor. ABD ise halkın büyük bölümü tarafından böyle görülüyor ve ancak zorunlu olarak iletişim kurabiliyorlar.

•Türkiye son dönemde TİKA eliyle ciddi projeler gerçekleştirdi. Okul, hastane, sağlık ocağı, yol ve su kuyuları yaklaşık 400 bin insanın hayatını doğrudan etkiliyor. ABD ve Japonya gibi ülkelerin yardım kuruluşları büyük ödenekleri şişirme yöntemlerle ifade ederken, Türkiye gönderilen bütçenin tamamını gerçekçi uygulamalarla Afgan halkına kazandırıyor.

•Eğitim anlaşmaları ile çeşitli okul ve üniversitelerde Türkçe öğrenimi veriliyor. Sayıları sınırlı olsa da kültürel ortaklığımızı pekiştiriyor. Geriye dönüp baktığımızda Ulu Önder Atatürk dönemi ile başlayan sıcak ve samimi ilişkiler geleceğe yönelik umut veriyor.

•Afganistan’ın, Özbekistan, Türkmenistan ve Pakistan ile sınır komşuluğu var. Türkiye’nin ise bu ülkelerin Afganistan’a olumlu etki sağlamasına zemin hazırlayacak ilişkileri söz konusu. Yani bölgede normalleşme sürecinin belirleyici ismi Türkiye olabilir.

•Türkiye’nin Afganistan’daki faaliyetleri pek çok ülke tarafından bilinmeye başladı. Özellikle BM Güvenlik Konseyi üyeliği sürecinde Afganistan ölçeği Türkiye’nin imajına olumlu katkılar sağladı.

•ABD Afganistan sorununu çözmek için İran faktörünü göz ardı edemez. Türkiye İran ilişkileri düşünüldüğünde Türkiyesiz bu faktörün pozitif eğilimler sergilemesi mümkün gözükmüyor.

Bütün bunlar Türkiye’nin önemini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Fakat yetkililerimizin de bunu görmesi ve kavraması gerekiyor. Sadece Afganistan’a asker gönderilmesini istemek Türkiye’nin bahsedilen gücünü inkar etmek demektir. Türkiye’nin TİKA eliyle sürdürdüğü faaliyetlerin Afganistan’da nasıl bir güç alanı yarattığını bölgedeki diğer kuruluşlar iyi bilmektedir. Hatta bazı ülkelerin kendi yardım projelerini Türkiye eliyle yaptırmak istemesi bizim halkla olan iletişimimiz sebebiyledir.

ABD’nin her yıl rutin gerçekleştirdiği Sözde Ermeni Soykırımı süreci karşısında Türkiye’nin Afganistan kozu vardır. Öncelikle bunun rasyonel ve soğukkanlı bir biçimde yönetilmesi gerekiyor. Ne hamaset ne de aşırı diplomasi…Biz yapmamız gerekeni yapmalıyız. Yani gücümüzün farkında olarak ama güç dengelerini göz ardı etmeden.



15.03.2009

Parlametre
Serbest Kürsü

Anket

Türkiye'nin Dış Politikasını Olumlu Seyirde Güçlendirecek Ana Unsur Nedir ?
Yankı Dostluk Platformu
  • Facebook'ta Yankı Dergisi
  • Twitter'da Yankı Dergisi
  • Youtube'ta Yankı Dergisi