Yankı'nın Son Sayısı >PROF.DR. MUHARREM ÖZEN

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı
Prof.Dr. Muharrem ÖZEN


BİRİKİMLER YOK OLMAMALI

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Muharrem ÖZEN, Hakim ve Savcıların emeklilik yaşlarının yükseltilmesi gerektiğini, birikimlerin erkenden emekli edilmesinin yanlış olduğunu söyledi. Özen, bazı ceza uygulamalarının artırılmasının suçu önlemeye yetmediğini, bunun için görevin eğitim kurumlarına, aileye ve topluma düştüğünü dile getirdi. Adaletin önemine vurgu yapan Prof.Dr. Muharrem Özen   “Toplum için adalet o kadar önemli ki, yani paranız konumuz olabilir ama adaletin olmadığı bir toplumda bunlar da hiçbir işe yaramaz.” dedi.

Toplumsal huzur ve barış için adalet şart. Kanunlarımız ne kadar adaletli ve toplumsal barışı sağlamak için yeterli mi?
Toplumsal huzur için kanunlar şart. Bizim kanunlarımızda pek bir sorun yok aslında. Türkiye’nin trafik mevzuatıyla Almanya’nın trafik mevzuatı neredeyse birebir aynı. Bu bir kanunlara uyma kültürü, hukuka saygı kültürünün gelişmesi lazım. Elbette, toplumsal ihtiyaçlar gelişebiliyor. Mesela bilişim alanında; bilişim yeni bir alan ama mevzuat klasik, adam öldürmeden hırsızlığa, boşanmaya kadar bizim mevzuatlar batınınkine çok yakın. Aslında ben şunu daha tehlikeli buluyorum; bir ülkede kanun istikrarı sağlanması lazım. Bizde panik mevzuatı yapılıyor. Günlük ihtiyaçlara göre yapılıyor.  Ben yetkililere de sık sık ifade ediyorum, panik mevzuat veya  bir ağır vakadan bir kanun değişikliği yapmak çok zor. İki tane klasik örnek vereceğim; şu anda af kanunu çok fazla olumsuz etkileyen faktörlerden biri,  hatırlarsınız Özgecan olayını. Ya da İstanbul Başakşehir’de bonzaiden ölen bir gencimiz oldu. Bizim insanlarımız bu tarz vakalarda çok fazla duygusal tepki gösteriyor, hemen bir kanun değiştirilmesine gidiliyor sonra. Bu bağlamda, özellikle cinsel ve uyuşturucu suçlarında cezanın çok ağırlaştığını görüyorsunuz. Bir de infazı ağırlaştırdık. Dünyanın hiçbir yerinde uyuşturucu ticareti suçundan 30 yıl ceza veren ülke yok. Bunun 4’te 3’nü yatmasını istiyoruz. Ceza verenin yönetebilmesi, orada suçlunun rehabilite edilebilmesi, ıslah edilmesini imkansız kılıyor. Bana göre kanunları sık sık değiştirmek, yargıda istikrarı da olumsuz etkiliyor. Mesela ceza alanında bir kanun çıkarıyorsunuz bu kanunun arkasında bir takım bozmaları getiriyor. Adaletin tecellisini de geciktiriyor. Öyleyse bana göre temel sorun, çok soluklu ve doğru kanunlar yapmak. Bu kanunların belli süre çıktılarını sonuçlarını baktıktan  sonra gözden geçirmek gerekir. Bizim Türk Ceza Kanunu 21 kere değişti. Kanunun yarısı değişti. Demek ki kanunu değiştirmekle, cezaları ağırlaştırmakla adaletin tecellisine  yardım etmiyoruz. Biz bu konuda iyi hukuk eğitimi yapacağız, iyi staj dönemi geçireceğiz. İyi bir hukukçu antik düşünen muhakeme yapabilen, gerçekten de gerekçeleriyle dolu, bir karar veren hakim savcı yetiştireceğiz.

Devletin temeli adalet. Adaletin temeli ise tecrübe. Gelişmiş ülkeler tecrübeden faydalanmaya devam ederken, Türkiye’de emeklilik yaşı 65’de doluyor. AİHM’de Yargıçların emeklilik yaşı 70’tir. Hakim ve savcıları mesleklerinin zirvesinde emekliye ayırmak ne kadar doğru? Kamuoyu tecrübe istiyor. Sizce; Ülkemiz tecrübeden faydalanmaya devam etmeli mi?

EMEKLİLİK YAŞI EN AZ 70 OLMALI
15 Temmuz hain darbe girişiminden  sonra elimizdeki 4 bine yakın  yetişmiş hakimi kaybettik. Türkiye’de son dönemde hakim, savcı deneyimi ve kıdemi ortalama 3 yıl bandında işliyor. Burada yargı çok uzun soluklu ve büyük lisans eğitimin ötesinde büyük tecrübelerle uyuşmazlığı bilerek geçirmesi gerekir.  O zaman geriye kalan çok sınırlı sayıdaki tecrübeler bence  yargıç olabilirler. İstinaf mahkemesinde görev yapabilir, vb. görevlere alınabilirler. Ben bu yaklaşımı destekliyorum. Ancak burada çok başarılı olamadık. Aslına bakarsanız yaş ortalamaları Türkiye’de artık ilerledi.  Artık 65-70 yaş çok yaşlı sayılmıyor. 75 ve 80 yaşlarda bile bazen çok genç insanlar görüyoruz. Yani çok tecrübeli, tam verim verecek Amerika örneği gibi. Yaş sınırı olmayan bir ülkede kolay oluşmuyor. Yani biz öğrencilere de söylüyoruz. O jüri sistemindeki bilge hakim rolünü  oynamak bir günde oluşan birikim değil. O nedenle yüksek yargıda da diğer mahkemelerde de bana  göre bu yaşın en az 70-72 bandına gelmesi lazım. Örneğin akademik dünyada 67, taşrada 72, vakıf üniversitelerinde bu yaş 80’lere kadar çıkıyor. Eğer zihin üretebiliyorsa, katkı sunabiliyorsa, neden göreve devam etmesin ki Bu yargı için de geçerli. Ben bu birikimlerin erkenden emekli edilmesini yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu birikimler yok olup gidiyor.

Kadın cinayetleri, istismar gibi toplumu derinden sarsan olaylarda kanunlarımız ne kadar etkili? Bu konulardaki önerileriniz ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

EĞİTİM, AİLE VE TOPLUM ÇOK ÖNEMLİ
Biraz evvel kadın cinayetlerinin ceza yükümleriyle ilgili söylediklerime tekrar gelirsek;  Elbette ki, toplumun en duyarlı olduğu şeylerden en önemlisi kadın cinayetleri ve istismarı. Burada elbette ki toplumun yaptırım konusundaki tutarlılığını ve tepkisini doğal karşılıyorum. Ancak tekrar söylüyorum, yaptırımda şunu gördüm; yaptırımı ağırlaştırdıkça, bunun suç işlemesindeki caydırma oranlarını etkilemiyor. Biraz önce örnek verdiğim uyuşturucu ve cinsel suçlarda da çok arttık. Adli sicil kayıtları bunu gösteriyor. İki suçta da artış var. Uyuşturucu grubunda ceza alan kişi sayısının 80 bin civarında  olduğunu gördük. Bu korkunç bir rakam.  Kadına yönelik şiddetinde zihinde topyekün bir devrime ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Yani şöyle; karısını yaralama suçundan yatan bir adam eğer zihnine onu öldürmeyi yerleştirdiyse ne kadar ceza verirseniz verin, çıktığında ilk işi onu öldürmek olacaktır. Bu ceza artımı onu düşüncesinden vazgeçirmiyor. Bunun yerine elektro kelepçe var mesela o kullanılsın veya mağduru koruyacak önlemler alınsın. Kadına şiddet veya kadın cinayet haberlerinin çok fazla ekranda ana haberlerde yer almasını da doğru bulmuyorum. Çünkü bu tarz haberler, kadına şiddet olayını daha sıradan hale getiriyor, hatta belki de bazıları bu haberlerden ilham alıyor. Bu nedenle aslında bu tarz haberler yapılırken bence medya mensupları da daha özenli olmalıdır. Şiddet sarmalından insanlarımızı kurtaracak önlemler almalıyız. Bunun psikiyatri boyutları var. Yani sadece mevzuatla alınacak önlemler yeterli değildir. Elbette mevzuat katı ve sert olsun ama tekrar söylüyorum bu görev mevzuata, eğitim kurumlarına, aileye ve topluma düşüyor. Bunu reyting kaygısından uzak toplumun bir sorunu olarak görüp uzun vadeli bir çözüm getirmek gerekir.

DAHA SADE BİR ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR

Sizce yeni bir anayasaya ihtiyaç var mı?
Bu çok tartışıldı. Bence artık bir toplum kendi anayasasını yapabilmelidir. Bu demokrasi kültürüyle alakalı bir kavram. Yani muhalefetiyle iktidarıyla ortak değerde ve bir de Türkiye Cumhuriyetinin kurucu idaresi var. Örneğin Ankara’nın başkent olması Türk Bayrağı, ülkenin üniter devlet yapısı devletin ve milletin bölünmez  bütünlüğü, yani var olan anayasamızın ilk üç maddesinin ilkelerinin değiştirilmesinin teklif dahi edilmez konusunda netlik sağlanmalıdır. Özgürlük temelinde Amerika’da olduğu gibi kısa sade bir anayasa olmalı. Biz her şeyi içine koyuyoruz. Ailenin, gençliğin korunması var. Biz kadını koruyabiliyor muyuz, ya da gençliği? Yani biz üst normda olan her şeyin anayasada olmasını istiyoruz. Bu kadar uzun ancaklarla başlayan sayfalar süren anayasa istemiyoruz. Sade kısa bir anayasa en ideal olandır.
Yargı ile ilgili toplumun kaygılarını anlıyorum. Ancak adaletle ilgili oldukça olumlu gelişmeler var. Biz yargı ayağında bulunan genç meslektaşlarımıza, kıdemlilerimize güvenmek zorundayız. Başka ülkemiz yargımız yok. Adalet mülkün temelidir. Atatürk bu kurumu açarken çok önemli bir söz söylüyor. Diyor ki; “Cumhuriyetin kuvvetlendiricisi olacak bu büyük kurumun açılışında duyduğum mutluluğu hiçbir girişimde duymadım”
Şunu vurgulamak istiyorum hukuk o kadar önemli bir ilaç ki toplum için adalet o kadar önemli ki, yani paranız konumuz olabilir ama adaletin olmadığı bir toplumda bunlarda hiçbir işe yaramaz. O nedenle Adalet mülkün temeldir.

Son dönemde çıkan ve çıkarılacak olan yargı paketleriyle ilgili yorumlarınız nelerdir?

YARGI PAKETLERİNİ ÖNEMSİYORUM
Uzun zamandır beklenen yargı paketi yakında geliyor. Yargıda reforma ihtiyaç vardı. Bu çerçevede yargı stratejisi eylem planı, Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen yıl bizzat açıkladığı ve arkasında durduğu bir paket. Bunun içinde çok büyük ayakları var. Yargı reformuna ilişkin olarak. Bunlarla ilgili olarak da ilk paket bildiğiniz üzere, meclisten geçti. Bu ceza mahkemesini ilgilendiriyor, bazen çok sıradan olan hukuk uyuşmazlığını ilgilendiriyor. Örneğin,  çocuğun teslimindeki, özellikle icra mahkemelerinde bir drama dönüşen düzenlemelere neşter vurmak istiyor. Bu konuda katkı sunan ender hocalardan biriyim. Ben bu yargı paketlerini önemsiyorum.

GÜVEN VEREN BİR PAKET
Yargı paketlerinin genel felsefesi şudur; güven veren ve erişilebilen adalet. Bu nedenle de bugün, toplumun makul sürede yargılandığı hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu yargı bağımsızlığının geçerli olduğu adaletin de doğru tecil edildiği bir mekanizmaya ihtiyacı var. Elbette mevzuat kısmında bazı eksiklerimiz vardı.  Bu çerçevede çok önemli mekanizmalar getirdik. Mesela ceza mahkemesinde savcıya geniş yetkiler verildi, basit yargılanma usulleri getirildi. Yani yargının hem makul sürede işlerini görmesi hem de adaletin zamanında erişebilmek bakımından yenilenmeler yapıldı. Savunma konusunda önemli bir konuydu. Bu konu içinde avukatın etkin bir rol alması lazım. Bu yargı reformları için bir saha araştırılması yapıldı. Yani birden çok kişi dinlendi. Taban, uygulamacılar, akademisyenler dinlendi. Tek bir bürokratın yaptığı araştırmadan çıktı bu. Geniş bir saha taraması yapıldı. İhtiyaçlar belirlendi. Bu yargı paketinde infaz ve ceza indirimi dediğimiz infaz reformu çok önemli. Sayın cumhurbaşkanımız ve bakanımızın da dile getirdiği gibi bu Mart ayının ilk haftalarında bahsedilen bu paket özellikle infaz ayağıyla ilgili yapılan köklü reformlar sunulacak. Bu süreç 2023 yılına kadar devam edecek. 2023 yılına kadar eylem planları ve gerekli mevzuat ortaya çıkacak. Ancak mevzuatı ne kadar mükemmel yaparsanız yapın bunu uygulayacak insan unsuru çok önemli. Bu nedenle de hakimler ve savcılar burada devreye giriyor. Onların bu konudaki tecrübeleri, eğitimleri, adalete olan inançları bu yargı reformunun geleceğini tayin edecek.
 
 
 
 

 





Parlametre
Serbest Kürsü

Anket

Türkiye'nin Dış Politikasını Olumlu Seyirde Güçlendirecek Ana Unsur Nedir ?
Yankı Dostluk Platformu
  • Facebook'ta Yankı Dergisi
  • Twitter'da Yankı Dergisi
  • Youtube'ta Yankı Dergisi