Yankı'nın Son Sayısı >PROF.DR. N. KALDIRIMCI: ADİL REKABET GÜÇLÜ TÜRKİYE


Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Kaldırımcı, “Bizim çalışmalarımızın ruhunda kaynakların adil şekilde dağıtıldığı, adil bir rekabet ortamında herkesin kazandığı bir piyasa oluşturmak var” diyerek özetliyor çalışmalarını. Başkan Kaldırımcı, en iyi düşünen, rekabette en iyi olan kazanırsa, bu yarıştan ülkenin kazanacağının altını çiziyor. Kaldırımcı kurumu ve çalışmalarını Yankı’ya anlattı.

Kısaca Rekabet Kurumu hakkında bilgi alabilir miyiz?
Rekabet Kurumu Türkiye’de son 20 yılda teşkil edilen, üst kurul diye anılan bir kurumdur. 1997 yılından beri bağımsız bir idari kurum olarak Türkiye’de rekabet hukukunun uygulanması için çalışıyoruz. Rekabet kurumlarının teşkili 20. yüzyılın sonlarından 21. yüzyılın başlarına bütün dünyada çok hızlı bir gelişme gösterdi. Geçtiğimiz yıl yapılan uluslararası toplantıya 121 ülke katıldı. Bugün en az gelişmiş ülkelerde bile rekabet kanunu vardır.
Dünyada rekabet kurumlarının hızlı gelişmesinin sebebi nedir?
Çünkü dünya küçüldü. Ülkeler arasındaki ilişkiler ve iletişim arttı. Ticaret olağanüstü derecede bir gelişme gösterdi. Neredeyse evrensel hukuk düzlemi oluştu. Eğer bir ülkeye yatırım yapmak istiyorsanız, mal veya hizmet almak ya da satmak istiyorsanız, o ülkenin buna uygun bir hukuk düzeninin olup olmadığına ve bu hukukun uygulanırlığına bakmak gerekiyor. 

Ülkemizde rekabet hukukunun oluşumu hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkiye’nin Avrupa Birliğine üye olma süreci içerisinde, gümrük birliliği anlaşmasının gereği olarak rekabet hukuku uygulanmaya başlandı. Aslında 1980’li yıllardan itibaren Dünya’ya açılan Türkiye’de böyle bir kanun zaten bir gereklilik olarak ortaya çıkmıştır. Üstelik Anayasamız’ın 167. maddesinde de bu yönde bir hüküm vardır. Kurulduğumuz 1997 yılından beri çok sayıda kararlar aldık. Piyasalarda, ekonomide rekabetçi bir yapının oluşması, rekabetçi iş ilişkilerinin ortaya çıkması, rekabeti olumsuz etkileyen unsurların ortadan kaldırılması için önlemler almak, müdahalelerde bulunmak ve cezalar vermek görevlerimiz arasındadır. 

Bugüne kadar yaptığınız çalışmalar nelerdir?
Bugüne kadar 239 soruşturma açtık. Rekabet ihlali ile ilgili bize gelen şikayet başvuruları doğrultusunda ya da resen başlattığımız inceleme süreçlerinden 239’u soruşturma aşamasına ulaştı. Piyasalarda bu soruşturmalar önemli sonuçlar doğuruyor. Tabi burada binlerce piyasadan bahsettiğimizi ifade etmek gerekir. Örneğin “gıda sektörü” dediğimizde; bu sektörün altında ne kadar çeşit varsa, o kadar da piyasa oluşuyor. Yani peynir piyasası, süt piyasası, buğday piyasası, gibi ayrı ayrı piyasalar söz konusu. Özel inceleme gerektiriyorsa, bu kadar ayrıntıya dahi inebiliyoruz. 
239 soruşturma sonucunda birçok ceza verdik. Doğrudan ilgili şirketlerin cirolarını dikkate alıyoruz. Yani verilen cezalar kar üzerinden değil, ciro üzerinden belirleniyor. Sadece bizde değil, dünyada da böyledir. Şirket cirosunun yüzde 10’una kadar ceza vermemiz mümkün. Cezanın ağırlığı meselenin önemine göre değerlendiriliyor. Yüzde 1’lik ceza bile çok ciddi caydırıcılık oluşturabiliyor. 239 soruşturmayı kategorize ettiğimizde; bunlardan en fazla yer alan ulaştırma sektörü oldu. 2. kategori gıda, 3. inşaat malzemeleri 4. kategoride ise sağlık hizmetleri yer alıyor. Bugüne kadar 2,65 Milyar TL’lik ceza kesildi. Kararlarımız idare mahkemelerinin ve Danıştay’ın denetimine tabidir. Karar alma sürecinde çok dikkatli davranıyoruz. Eksiklikler varsa onları belirliyoruz. Cezaları maliyeye intikal ettiriyoruz ve tahsilatını da maliye yapıyor. 1 milyar TL’nin üzerinde ceza verdiğimiz soruşturmamız oldu. 
Şirketlerin birleşmesi veya devralınması konusunda da incelemelerimiz oluyor. Ciroları belli bir eşiğin üzerinde olan iki şirketten biri diğerini devralıyorsa veya yeni bir ortak girişimi teşkil ediyorlarsa, bu işlemlerin yapılmadan önce bize gelmesi lazım. Buna göre de eğer hâkim durum ortaya çıkıyorsa, yani tekel gücüne yakın bir güç ortaya çıkıyorsa bu duruma müdahale edebiliyoruz. 
Ana hatlarıyla bahsedecek olursak, en fazla meşgul olduğumuz konuları üç başlık halinde sıralayabiliriz. Birincisi, karteller başta olmak üzere şirketler arasındaki rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaların önlenmesidir. Firmalar bir araya gelerek piyasadaki fiyatları konuşabilirler. Bu fiyatların nasıl olması gerektiği konusunda bir anlaşma yapabilirler. Bu durum tüketicinin aleyhinedir. Aradaki rekabeti ortadan kaldırabilir. Dolayısıyla bir yarış ortamı ortadan kalktığı için, şirketler yüksek kazanç sağlayacaklardır. Ayrıca firmalar verimliliği arttırmak için uğraşmayacaklardır. Bunların en vahimi kartellerdir. Bu karteller piyasada fiyatları, dağıtımı, neyin nasıl ve ne kadar yapılacağını belirleyen anlaşmalardır. Bu piyasadaki bütün şirketler de bunun bir parçası olabilir. Bize bir bilgi, ihbar geldiğinde bu kartel oluşumlarına yönelik soruşturmaları başlatıyoruz ve bu anlaşmaların yapılmasını engelliyoruz.
İkincisi ise bir piyasada hâkim durumun kötüye kullanılması gibi bir olgu olabilir. Örneğin bir piyasada bir firma çok güçlü olabilir. Piyasanın yüzde 70’i onun elinde olabilir. Bu firma istediği gibi fiyatları artırabilir ya da maliyetlerin çok altında belirleyerek diğer rakiplerini iş yapamaz hale getirebilir. Ayrımcılık yapabilir; söz gelimi eşit durumdaki şirketlerden bazılarına satış yaparken, bazılarına yapmayabilir. Biz bu tür durumlara hâkim durumun kötüye kullanılması diyoruz. Eğer bir şikâyet gelirse, bu firmaya soruşturma açıyor ve cezalandırıyoruz. 
Üçüncü başlığımız ise firmaların birleşme ve devralma işlemleridir. Daha önce belirttiğim gibi işlem taraflarının ciroları tebliğimiz ile belirlediğimiz eşiklerin üzerindeyse, bize bildirim yapıp izin almaları gerekiyor. 
Birleşme ve devralmaların denetiminde, hâkim durumların ortaya çıkmaması için çalışıyoruz. Hâkim durum ortaya çıktığında güçlü firmaların rekabet ortamından uzak kalmalarına neden oluyor. Bu durum kaynakların etkili ve verimli kullanımını etkileyen ve dolayısıyla milli geliri olumsuz etkileyebilen bir faktör oluşturuyor.

Haksız rekabet konusunda bir sorumluluğuz var mı?
Bizler kanun gereği haksız rekabet konusunu ele almıyoruz. Ama az önce sözünü ettiğim hususlara bakacak olursak, soruşturmalarımız ve uygulamalarımız haksız rekabeti önleyen bir durum da ortaya çıkarıyor diyebiliriz. Çalışmalarımızın şüphesiz, ülkenin gelişmesine ve kalkınmasına önemli katkılar sağladığı söylenebilir.

Rekabet kültürünün geliştirilmesi konusunda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Sadece kanunun uygulanması değil aynı zamanda ülkede rekabetçi anlayışın oluşması da görevlerimiz arasındadır. Kamuya görüşler gönderiyoruz. Kanunlar veya ikincil düzenlemeler çıkarılırken, herhangi bir bakanlık ya da kamu kurumu tarafından talep edildiği durumda rekabet açısından tavsiyelerimizi yapıyoruz. Üniversiteler ile ortak toplantılarımız var. Bunun dışında sempozyumlar düzenliyoruz. Sektör raporları hazırlıyoruz. Hangi sektör problemli gözüküyorsa bunlara ilişkin ayrıntılı çalışmalar yapıyoruz. Her sene bir rekabet raporu yayınlıyoruz. Bu sene Türkiye’deki kanunları ve ikincil düzenlemeleri taradık ve rekabet hukukuna aykırı noktalar var ise onları tespit etmeye çalıştık. Bu çalışmayı ilgili kurumlara ve siyasi iradeye sunacağız. Türkiye’de rekabet hukukunun varlığı ve önemi hususunda bir farkındalık, ortak bir payda oluşsun diye uğraşıyoruz. Bu seneki mektubumuzda basına önem verdik. Rekabet hukuku iyi uygulanıyor ise o ülkenin gelişimine faydalı olur. Bu konuda sadece Rekabet Kurumu değil ekonomi aktörleri, işletmeler, sivil toplum da hassas olmalıdır. Bir ülkede demokrasi varsa, şeffaflık önemseniyorsa medyanın gücü de o kadar önemlidir. Bu konuda medyanın yardımına ihtiyacımız vardır. Rekabetçi anlayış önemlidir. Bunu kamuoyuna seslendirmek gerekiyor. 

Vatandaşlardan beklentileriniz var mıdır?
Vatandaşlardan bu konuya olan ilgilerini canlı tutmalarını bekliyoruz. Bahsettiğimiz hususlarda vatandaşlarımızın fark ettiği bir durum söz konusu olduğunda yazılı olarak, internet sitemizden veya telefonla bizlere ulaşmalarını ve bizleri bilgilendirmelerini bekliyoruz. Biz her konuda vatandaşlarımızın şikâyetlerine hassasiyetle yaklaşıyor ve işlerimizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz.
Son olarak eklemek istedikleriniz…
Rekabet Kurumu olarak diyoruz ki;  hak eden kim ise o kazansın. Biz hakkaniyeti düşünüyoruz. En iyi düşünen, rekabette en iyi olan kazanmalı ki bu yarıştan ülke kazansın. Bizim çalışmalarımızın ruhunda kaynakların adil şekilde dağıtıldığı, adil bir rekabet ortamında herkesin kazandığı bir piyasa oluşturmak vardır. 






Parlametre
Serbest Kürsü

Anket

Türkiye'nin Dış Politikasını Olumlu Seyirde Güçlendirecek Ana Unsur Nedir ?
Yankı Dostluk Platformu
  • Facebook'ta Yankı Dergisi
  • Twitter'da Yankı Dergisi
  • Youtube'ta Yankı Dergisi